(2675 S. K. m. 37, 38, 7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tenfiz davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Uyuşmazlık tahliye kararına bağlı olarak verilen yargılama giderlerine dair yabancı mahkeme ilamının tenfizi olmadığı takdirde tanınması istemine ilişkindir.
Davacı 19.11.1999 tarihli dava dilekçesiyle açılan mahkemenin 1999/786 esasına kayıtlı dava ile bu dava ile birleştirilen aynı tarihte açılmış 1999/787 esas sayılı davada; Tahliye kararına bağlı olarak yargılama giderlerinin tahsiline ilişkin olarak verilen 4.10.1982 tarih ve 20 C 7836/81 ve yine aynı tarih 14 S 4117/82 sayılı Münih Asliye Mahkemesinin kararlarının tenfizinin olmadığı takdirde tanınmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar yabancı mahkemede yapılan yargılamada kendilerinin çağrılmadığını, ayrıca ilamın verildiği tarih itibariyle 10 yıllık zaman aşımı geçtiğini, kaldı ki istenilen alacağında ödendiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece 1.3.1954 tarihli Hukuk Usulüne dair sözleşmenin 18.maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti ile Alman Devleti arasında hukuki ve ticari mevatlı adliyeye mütevellit münasebeti mütekabiliyeye dair mukavelenamenin 3 ve 4.maddelerine göre teminat ve masrafların diplomatik yoldan istenmesi gerektiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenilen yabancı mahkeme ilamı yargılama giderlerine ilişkin olup, mahkemece hükme dayanak yapılan 1.3.1954 tarihli Hukuk Usulüne dair sözleşmenin 18.maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti ve Alman Devleti arasında yapılan hukuki ve ticari mevatlı adliyeye mütevellit münasebeti mütekabileyeye dair mukavelenamenin teminata dair 3 ve 4.maddelerinin olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
Mahkemece işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda inceleme yapılması gerekir. Ne var ki dosyaya sunulan yabancı mahkeme kararlarında kesinleşme şerhi bulunmamaktadır. Mahkemece öncelikle yapılacak iş 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 37.maddesi hükmüne göre kararın kesinleşip kesinleşmediğini belirleme bakımından davacıya kesinleşme şerhini taşıyan onaylı karar örneğini sunmak üzere süre verilmeli, kararın kesinleşmediğinin anlaşılması halinde diğer hususlar incelenmeksizin istemin reddi cihetine gidilmelidir.
İşin esasına gelince 2675 Sayılı Yasanın 38.maddesi hükmü gereğince davalının mahkemeye çağrılması gerekir. Davalı mahkemeye çağrılmadığını ileri sürdüğüne göre bu husus üzerinde durulmalıdır. Ayrıca davalı zaman aşımı savunmasında bulunmuş olmakla 2675 Sayılı Yasanın 7.maddesi hükmü çerçevesinde inceleme yapılması gerekirken açıklanan hususlar göz ardı edilerek hüküm kurulması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K. nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 12.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy