(818 S. K. m. 260) (2004 S. K. m. 67) (743 S. K. m. 630)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalılardan Musa B. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi, icra takibine yapılan itirazın kaldırılması, ödenmeyen 937.500.000.-TL kira bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
B.K.260.maddesi uyarınca temerrüt sebebine dayalı tahliye davasını kiralayananın açması gerekir. Kiralayan durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden kimsenin önceden kiracıya ihbar göndererek malik olduğunu, kira bedellerinin bundan sonra kendisine ödenmesini istemesi bu sonuçsuz kalırsa şartlara haiz temerrüt ihtarı tebliğ ettirmesi ondan sonra dava açması gerekir. Dava hakkına ilişkin bu hususun mahkemece kendiliğinden gözetilmesi icap eder. Kiracıya tebliğ edilen ihtarın yasal şartları taşıması, istenen kira parasının muaccel olması ve bu kira bedelinin en az verilen otuz günlük süre içinde ödenmemiş olması gerekir. Kira parası götürülüp kiralayanın ayağında ödenmesi gereken borçlardan olduğundan ona götürülerek elden verilmesi veya masrafı kiracıya ait olmak şartıyla konutta ödemeli olarak gönderilmesi gerekir. Buna uygun olmayan ödemeler yasal değildir. Ancak buna aykırı bir ödeme teamülü taraflar arasında yerleşmişse ona uygun ödemede geçerli sayılır. Kiracı ve ya kiralayanın temerrüdü bu esaslara göre çözümlenir.
Olayımızda: Davacılar kira akdinin tarafı değildir. Paydaş Müyesser P.'dan payını satın almışlardır. Kiralanan müşterek mülkiyete tabi olup davacılardan başka 3 paydaş daha bulunduğu dosya içerisindeki mevcut tapu kaydından anlaşılmaktadır. Müşterek mülkiyet esasına tabi taşınmazda davacıların tek başlarına akdin feshini istemeye hakları bulunmamaktadır. Diğer paydaşlarında pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması açısından muvafakatların sağlanması gerekir. Ne var ki davadaki bu eksiklik giderilebilirse de davanın dayanağını teşkil eden icra takibindeki eksikliğin davadan sonra tamamlanması mümkün değildir. Bu nedenle temerrüt sebebine dayanan tahliye davasının reddi icabederken bundan zuhul olunarak tahliye kararı verilmesi doğru değildir. Diğer taraftan davacılar tüm kira parasının tahsilini istemiştir. Kira parası alacağı bölünebilen alacaklardan olduğundan kendi payları oranında istek de bulunabilirler.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K. nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 10.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy