(818 S. K. m. 234) (743 S. K. m. 658, 659) (4721 S. K. m. 732)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şufa davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava şufalı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilesinin de paydaşı olduğu dava konusu 5 bağımsız bölüm nolu meskenin ½ hissesinin davalıya satıldığını, davacının şufa hakkını kullanmak istediğini belirterek şufalı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, satıcı paydaş ile davalının ana-oğul olup, tapuda yapılan işlemin satış gibi gösterilmesine rağmen aslında bağış olduğundan şufa hakkının kullanılamayacağını, yapılan işlem karşılığında para verilmediğini, işlem değerinin de çok düşük gösterildiğini, tüm bunların yapılan işlemin bağış olduğunu gösterdiğini davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu 5 bağımsız bölüm nolu meskende ½ pay sahibi Sedat E. payını 20.8.1999 tarihinde annesi olan davalıya devretmiştir. Davalı aslında tapudaki işlemin bağış olduğunu, ancak satış şeklinde gösterildiğini, satan kişinin de oğlu olduğunu savunmaktadır. Tapudaki işlemin taraflarının ana-oğul olması mutlaka o işlemin bağış olduğunu göstermez. Ancak bu savunmanın kanıtlanması halinde 27.3.1957 tarih ve 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince şufa talebinin reddi gerekir. Mahkemece yapılan keşif de ½ payı 1.000.000.000.-TL bedelle satılan taşınmazın tamamının satış tarihinde 6.935.583.065.-TL olduğu saptanmıştır. Dinlenen davalı tanıklarından satıcı paydaşla tapu işlemlerini birlikte yapan tanık Seyfi G. ve Nurten P. yapılan işlemin aslında bağış olduğunu, bu işlem karşılığında para ödenmediğini beyan etmişlerdir. Davalı ve satıcı paydaşın sosyo ekonomik durumunun araştırılması da bu hususu doğrulamaktadır. Bu durumda işlemin gerçekte bağış olduğunun kabulü gerekir. Bağışta şufa hakkı kullanılamayacağından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 11.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy