(743 S. K. m. 658, 659) (4721 S. K. m. 732)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şuf'a davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, şufalı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Şuf'a hakkının tapuda yapılan satışın öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde kullanılması gerekir. İştirakçi ortaklarda da bunlardan satışı en geç öğrenenin öğrenme tarihine göre bir aylık hak düşürücü süre saptanır. Diğer ortakların daha önce öğrenmesi önem taşımaz. Bu hak her türlü irade bildirimiyle kullanılabileceği gibi doğrudan doğruya dava açmak suretiyle de kullanılabilir. Dava dışı kullanılan irade bildirimi süreyi koruyacağından yasal süresi içinde her zaman dava açılabilir. Şuf'a hakkı tapudaki satış işleminden sonra doğacağından şuf'alı payın daha önce satılacağının öğrenilmesi veya hak sahibine vaki satın alma teklifinin kabul edilmemesi hiçbir hukuki değer taşımaz. Davalı hak düşürücü süre geçirildiği savunmasında bulunmuşsa bunu ispat etmesi gerekir. Bu konuda tanık dahil her türlü delil ikamesi mümkündür. Önce davalı delillerinin daha sonra varsa davacı delillerinin toplanması gerekir.
Olayımızda:Dava konusu pay davalıya 12.9.2000 tarihinde satılmış, davacı da satışı 28.11.2000 tarihinde öğrendiğini belirterek davayı 5.12.2000 tarihinde açmıştır. Davalı ise bir aylık hak düşürücü sürenin geçirildiğini savunmuştur. Dinlenen davalı tanıkları özellikle tanık Zeki N. taraflar arasında başka bir pay satışı için aynı taşınmaz hakkında 2000/73 E. sayılı davanın 17.10.2000 tarihli celsesinde ve duruşma öncesinde tarafların dava konusu pay hakkında da konuştuklarını davalı ve babasının davacıya "biz bu tarlayı 2.500.000.000.TL.ye satın aldık bu parayı ver biz de hisseden vazgeçelim" dediğini, davacının da aynı celsede satış bedeline itiraz ettiğini davacının satışı bu tarihte öğrendiğini belirttiklerine göre 5.12.2000 tarihinde dava bir aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılmıştır. Bu durumda mahkemece süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 6.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy