(743 S. K. m. 658, 659) (4721 S. K. m. 732, 734) (HG. 19.02.2003 T. 2003/6-91 E. 2003/85 K.)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şufa davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şufalı payın iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkeme davayı süre yönünden reddetmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Davacı, 10.2.2000 günlü dava dilekçesi ile 524 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalının pay satın aldığını belirterek şufa hakkının tanınmasını talep etmiştir.
Davalı, tapuda yapılan işlemin bağış olması nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Davacının davalı aleyhine açtığı ve tapuda yapılan işlemin iptaline yönelik dava işbu dava ile birleştirilmiştir.
Birleştirilen dava ile birlikte mütalaa edildiğinde davacının açmış olduğu dava ile şufalı payın tesciline ilişkin işlemin bağışın muvazaalı olduğu, gerçek işlemin satış olduğu ve şufa hakkının tanınmasının istendiği görülmektedir.
Davacının paydaşı olduğu 524 parsel sayılı taşınmazda, paydaşlardan Mehmet Sarıoğlan ile davalı Ünsal Karaca arasında yapılan 28.12.1999 günlü bağış işleminde davacı Melek Avşar işlemin yanı değildir. O nedenle işleme göre üçüncü şahıs olan davacının iddiasını her türlü delille ispat etmesi mümkündür. Bu amaçla dinletilen tanıklarda işlemin satış olduğunu bildirdiklerine göre gerçek işlemin satış olduğu ortaya çıkmış olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Hal böyle olunca davanın süresinde açılıp açılmadığı konusunun değerlendirilmesi gerekir. Şufa davalarında davanın ıttıladan itibaren bir ay içinde açılması Medeni Kanunun 658 ve 659. maddeleri gereğidir. Davanın, davacının bildirdiği tarihler itibariyle süresinde olup olmadığını, hakim resen araştırır. Olayımızda davalının süre geçirildiğine dair bir savunması yoktur. O nedenle davacının bildirdiği tarihler itibariyle davanın süresinde kabul edilmesi gerekir. Bu husus göz ardı edilerek davanın süre yönünden reddedilmesi doğru değildir.
Mahkemece yapılacak iş, depo kararı vererek satış bedelini depo ettirip, sonucu dairesinde karar vermekten ibarettir. Bu hususlara riayet edilmeden süre yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy