(6570 S. K. m. 7) (818 S. K. m. 262, 263)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, inşaat nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davalının Mozaik Mevkii denilen dava konusu yerde kiracı olup mozaik imalinde kullanıldığını, Belediye Meclisi kararı ile imar planında mesken yeri olarak yer aldığını, meskun mahalde bulunması nedeniyle, davacı Belediyenin dava konusu yerdeki sadece mozaik imali maksadıyla yapılmış binaları yıkarak yerine ihtiyaç olan konutları inşa edeceğini, yapılan işin çevre sağlığı açısından da tehlike oluşturduğunu belirterek tahliye kararı verilmesini istemiştir.
Davalı taraf, davalının, davacının kiracısı olmadığını, Encümen Kararlarının kendisine tebliğ edilmediğini, 6570 sayılı kanunun 7/c maddesine göre dava açılmış ise de bu taşınmazın üzerinde hiçbir yapı olmadan boş arazi olarak mozaikçilere tahsis edildiğini, bu yüzden 6570 sayılı yasaya tabi olmayıp Borçlar Kanunu'na göre dava açılması gerektiğini, bu yasaya göre tahliye şartlarının da oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dava konusu edilen kiralananın arsa vasfında olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Bu haliyle sözleşmenin, Borçlar Kanunu'nun adi kiraya ilişkin hükümlerine tabi bulunduğundan uyuşmazlığın da bu hükümler çerçevesinde çözülmesi gerekir. Borçlar Kanunun 263. maddesine göre süreli olarak kurulan kira sözleşmeleri süre sonunda süresiz hale gelir. Süresiz hale gelen kira sözleşmelerinde akdin feshinin ve kiralananın tahliyesinin kabul edilebilmesi için feshi ihbar sürelerine riayet edilmesi gerekir. Feshi ihbar süreleri de Borçlar Kanunun 262. maddeye göre hesaplanmaktadır. Sözleşme süresiz yapılmışsa yine feshi ihbarın Borçlar Kanunun 262. maddeye göre yapılması ve davanın buna göre açılması gerekir.
Olayımızda, akdin başlangıç ve süresi konusunda irade birliği olmadığı gibi mahkemece de bu konu üzerinde durulmamıştır. Öncelikle akdin başlangıç ve süresi konusunda tarafların beyanları alınarak, uyuşmazlık çıktığında bu konuda taraf delilleri toplanıp feshi ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığı, davanın süresinde açılıp açılmadığı üzerinde durularak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükmü tesisi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması icap etmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 23.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy