(818 S. K. m. 260) (6570 S. K. m. 7)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davacı vekili, davalı vekili geldiler.Hazır bulunanların şifai beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ile kira ve telefon için tahakkuk ettirilen alacağın davalılardan tahsiline ilişkindir.Mahkeme davayı kabul etmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, kiralayanı Akın olan 1.9.1998 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesine, sonradan davacı tarafça ibraz edilen davalı tarafça imzası inkar edilmeyen anlaşma başlıklı yazılı belgeye göre aylık kira parasının 83 gram külçe altın karşılığı Türk Lirası olmasına, davaya konu aylar kira paralarının bu miktardan ödenmediğine, kiralananda kurulu davalı tarafça kullanılan telefon görüşme ücretlerinin davacı tarafından ödendiğinin anlaşılmasına göre davalılar vekilinin alacağa yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Tahliyeye yönelik temyize gelince; Kiralanana ait 1.9.1998 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesinin kiralayanı olan Akın'ın bu sıfatla temerrüt ihtarnamesi gönderip, dava açmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak, davalı kiracı Ali Rıza adına 18.5.2001 tarihinde gönderilen temerrüt ihtarnamesi 23.5.2001 tarihinde kardeşi Sema imzasına tebliğ edilmiştir. İhtarnamenin tebliğ şerhinde, tebliğin yapıldığı Sema isimli şahsın davalının daimi çalışanı olduğuna ilişkin bir açıklama yoktur. Mahkemenin de kabul ettiği gibi ihtarnamenin gönderildiği tarihte davalı askerlik görevini yapmaktadır. Bu şekilde tebliğ edilen tebligat usulüne uygun bir tebligat olarak kabul edilemez. Askerde olan davalının işyerinin kardeşi Sema ile babası kefil İsmail tarafından işletildiği varsayımı ile davalının personeli olduklarından bahisle tebligat geçerli sayılamaz. Temerrüt ihtarnamesi, davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden hukuki sonuç doğurmaz. Bu ihtara dayanılarak açılan tahliye davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte yazılı nedenle hükmün alacağa ilişkin kısmının ONANMASINA, 2.bentte yazılı sebeple tahliyeye ilişkin kesiminin BOZULMASINA, 250 milyon TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine ve aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden alınmasına 15.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy