(818 S. K. m.18) (4721 S. K. m. 732, 733, 734)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı şufa davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av.Ferhat Akar geldi, davacı vekili gelmedi. Tebligat var. Hazır bulunanın şifahi beyanı dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şufalı payın iptal ve tesciline ilişkindir. Mahkeme davayı kabul etmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, hak düşürücü sürenin geçirildiği savunmasının kanıtlanmamış olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekili, müvekkilesinin ön alım davasına konu edilen payın ilişkin bulunduğu taşınmazda paydaş olduğunu, paydaşlardan Sinan Yılmaz'ın 3/16 payını 17.11.2000 tarihinde davalıya sattığını 27.12.2000 tarihinde öğrendiğini ileri sürerek 05.01.2001 tarihinde açmış olduğu iş bu dava ile şufalı payın iptal ve tescilini istemiştir. Davalı vekili, davalının kardeşi olan Sinan Yılmaz'ın miras paylaşımı saiki veya hibe maksadıyla payını davalıya devrettiğini, ortada mahiyeti itibariyle gerçek anlamda bir satışın söz konusu olmadığını, hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, resmi akitle satın alınan payın sonradan hibe suretiyle alındığı ileri sürülemeyeceğinden davalının bu yöndeki savunmasını yerinde görmeyerek davanın kabulüne karar vermiştir.
Müşterek mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı, payını karı veya kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış şeklinde gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hukukuna bağlı veya hibe gibi bir maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse şufa hakkının cereyan etmeyeceği 27.03.1957 gün 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda açıkça belirtilmiştir. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille ispatı mümkündür. Sözü geçen İçtihadı Birleştirme Kararı, sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı ve bunu her türlü delil ile ispat edemeyeceği kuralının bir istisnasıdır. Mahkemenin satış şeklinde gösterilen akdin gerçekte satış olmayıp miras hukuku ile ilgili amaçların veya bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu savunmasının sonradan ileri sürülemeyeceği görüşü yerinde değildir. Bu nedenle yerinde keşif yapılarak ön alım davasına konu edilen payın satış tarihindeki gerçek değerinin bilirkişi aracılığı ile saptanması, ondan sonra dosyadaki mevcut bütün delillerin bir arada değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olduğundan hükmün bu nedenle bozulması icap etmiştir.
Sonuç: Yukarıda 2. bentte yazılı nedenle hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 275 Milyon TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 17.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy