(743 S. K. m. 658)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan şufa davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava şufalı payın iptali ve tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, şufalı payın ilişkin olduğu taşınmazın 8/12 hissesi müvekkilinin miras bırakanı ( N ) ( E ) adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmazda davalının 12.9.2000 tarihinde pay satın aldığını, davalıya satılan bu payın satışını yirmi gün önce öğrendiğini bildirerek davalı adına olan pay kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiş; davalı vekili davanın süresinde açılmadığını, reddi gerektiğini savunmuştur.
Şufa davaları müşterek mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda paydaşlardan birinin payını üçüncü şahsa satması halinde diğer paydaşların o payı öncelikle satın alma hakkını veren yenilik doğuran bir haktır. Medeni Kanununun 658.maddesi hükmüne göre bu hakkın satışa ıttıla tarihinden itibaren bir ay ve her halde 10 yıl içinde kullanılması gerekir. Davacı şufalı payın satışını dava tarihinden yirmi gün önce öğrendiğini iddia ederek dava açmıştır. Davacı adına pay kaydı olmayıp pay miras bırakan ( N ) ( E ) adınadır. ( N ) ( E ) 1999 tarihinde öldüğü geriye davacı dışında dokuz mirasçı daha bıraktığı anlaşılmaktadır. Davacılara ait pay iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olması halinde şufa hakkının süresinde kullanılıp kullanılmadığı araştırılırken satışı en son öğrenen mirasçının öğrenme tarihini esas alarak değerlendirme yapmak gerekir. Dinlenen davalı şahitleri davayı açan ( K ) ( E )'nin şufalı payın satıldığını, tapuya devir yapıldıktan bir hafta sonra öğrendiğini beyan etmişler, diğer mirasçıların öğrenme tarihi konusunda açıklamada bulunmamışlardır. Bu durumda davanın süresinde açılmadığı yolundaki savunmanın kanıtlandığı söylenemez. Davanın süresinde açıldığının kabulü ile şufa bedelinin depo edilmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bundan zühul ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 21.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy