(4721 S. K. m. 732, 733)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan şufa davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili Av. Ö. T. gelmedi. Davalılar Sadık, Abdullah ve davacı vekili Av. H. Ö. geldiler. Tebligat var. Hazır bulunanların şifai beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şufalı payın iptal ve tesciline ilişkindir. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, önalım davasına konu edilen taşınmazda müvekkilinin paydaş olduğunu, paydaşlardan Münevver, Nebahat ve Halil'in paylarını bedelde muvazaa yaparak 4.6.1999, 15.6.1999, 24.6.1999 tarihlerinde davalılara sattıklarını 29.3.2000 tarihinde öğrendiğini ileri sürerek 31.3.2000 tarihinde ikame ettiği işbu dava ile şufalı payların iptalini, davacı adına tescilini istemiştir. Davalılar vekili, davacının pay satışlarını Aralık 1999 ayı içerisinde öğrendiğini; hak düşürücü sürenin geçirildiğini, davanın reddini savunmuştur. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiştir.
Müşterek mülkiyete konu taşınmazın paydaşlarından birinin payını üçüncü bir şahsa satması durumunda diğer paydaşlara öncelikle alma hakkı tanıyan kurucu yenilik doğuran bir hak olan şufa hakkı, resmi satış akdinin yapıldığı tarihte doğar. Bu hakkın satışın öğrenildiği tarihten itibaren bir ay ve herhalde sicile şerh verildiği tarihten itibaren on sene içinde kullanılması gerekir. Şufa davalarında hak düşürücü sürenin geçirildiğini savunan davalının bu savunmasını kanıtlaması icap eder. Bu konuda tanık dahil her türlü delil ibrazı ve ikamesi mümkündür.
Olayda, davalıların hak düşürücü sürenin geçirildiği savunmasını ispatlaması yönünden dinlettiği tanıklardan Ayhan ve Metin'in süreye ilişkin beyanlarının çelişkili olduğu, kabul edilse bile tanıklar Ünal ve Osman birbirlerini doğrulayan ifadelerinde, 1999 yılı Ramazan ayı içinde, Aralık ayının 14'ünde davalılardan Sadık ile birlikte davacının işyerine gittiklerini, orada bu davalının davacıya taşınmazda paydaş olduğunu söylediğini, davacının da alıcılardan hangisi olduğunu sorduğunu, benim haberim var sizleri mahkemeye vereceğim dediğini beyan etmişlerdir. Bu iki tanığın yer ve zaman belirten açıklamalarından davacının pay satışlarını 14.12.1999 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerekir. Bu tarihe nazaran bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 31.3.2000 tarihinde açılan davanın süre yönünden reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması icap etmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 21.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy