(4721 S. K. m. 732)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda gün ve numarası yazılı şufa davasına dair karar davalı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava şufalı payın iptali ile muvazaa sebebiyle 2.295.000.000. TL bedel üzerinden davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkeme istek gibi karar vermiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin de paydaş olduğu 985 ada 9 parsel s. taşınmazın 459/626 payının maliki iken ölen Güler Yılmaz'ın mirasçılarının paylarını davalıya bedelde muvazaa yaparak 10.000.000.000.TL üzerinden devrettiklerini, oysa devredilen payın gerçek değerinin 2.295.000.000. TL olduğunu ileri sürerek bu bedel üzerinden şufa hakkının tanınmasını talep etmiştir. Davalı vekili davanın süresinde açılmadığını, tapudaki satış bedelinin taşınmazın gerçek değeri olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Şufa hakkı müşterek mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü bir şahsa satılması halinde sair paydaşlara payı öncelikle satın alma hakkını veren yenilik doğuran bir haktır. Bu hak müşterek mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda vücut bulur, payın satılması ile kullanılabilir hale gelir. Paydaş davacı bu payı almak isterken satıcı ile davalı arasında yapılan satım sözleşmesinde kararlaştırılan bedeli ve bu satım nedeniyle tapuda ödenen harç ve masrafları ödemek zorundadır. Davacı paydaş satım sözleşmesinde taraf olmadığı için bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir. Bu iddiasını ibraz ve ikame edeceği her türlü delille ispat edilebilir.
Olayımızda; davacı şufalı payın davalıya gerçekte 2.295.000.000. TL'ye satıldığı durumda şufa hakkının engellenmesi için bedelin fazla gösterildiğini bildirmiş, iddia ettiği bedel üzerinden payın iptali ile adına tescilini istemiştir. İddiasını ispat yönünde davacının ikame ettiği şahitlerin hiçbiri iddiayı doğrular nitelikte beyanda bulunmamışlardır. Bilirkişi marifetiyle yapılan keşif sonucu verilen raporda açıklanan değer de tek başına bedelde muvazaa iddiasının varlığını göstermez. Yargıtay'ın yerleşen içtihatları da bu yöndedir. Bu sebeple bedelde muvazaa iddiası ispatlanmış sayılamaz. Dava süresinde açıldığına göre tapudaki satış bedeli üzerinden şufa hakkını kullanıp kullanmayacağı davacıdan sorularak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şeklide hüküm kurulması hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeple temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 12.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy