(4721 S. K. m. 2, 642)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan şuf'a davasına dair kararın temyiz incelemesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava şufalı payın iptal ve tesciline ilişkindir. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ve birleştirilen davanın davacısı dava dilekçelerinde dava konusu edilen taşınmazda paydaş olduklarını, paydaşlardan ( A ) ( U )'nun 1/8 payının 30.10.1989 tarihinde satıldığını, davalıların gönderdiği 2.11.1989 tarihli ihtarın tebliği ile öğrendiklerini, yasal bir aylık sürede davalılara gönderdikleri 29.11.1989 ve 26.12.1989 tarihli ihtarla şufa haklarını kullandıklarını belirterek 15.2.1999 ve 9.4.1999 tarihlerinde ikame ettikleri davalar ile şufalı payların iptali ve adlarına tescilini istemişlerdir. Davalılar 5.12.1989 tarihli cevabi ihtarla davacıların şufa hakkını kabul ettiklerini bildirmelerine rağmen davacıların on yıllık dava açma süresinin dolmasına çok az bir süre kala bu haklarını dava yolu ile kullanmalarının iyi niyet kuralı ile bağdaşmadığını, taşınmaz üzerinde yapılı bina nedeniyle arsa payı değil bir daire alındığının kabul edilmesi gerektiğini, dava tarihi itibariyle şufalı paya takdir edilen değerin çok düşük olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiştir.
Şufalı pay davalılara 30.10.1989 tarihinde satılmıştır. Davacılar şufalı payların satış işlemini davalıların gönderdiği 2.11.1989 tarihli ihtarla öğrenmişler, 29.11.1989 ve 26.12.1989 tarihli cevabi ihtarlarıyla şufa haklarını kullandıklarını bildirmişlerdir. Dava dışı bu irade bildirimi davalılara ulaşmakla hukuki sonuç doğmuş, şufa hakkı sahipleri davacılar ile alıcı davalılar arasında bir satış ilişkisi meydana gelmiştir. Bu durumda Medeni Kanunun 642.maddesi gereğince davacıların şufalı payların kendi adlarına tescil muamelesinin icrasını davalılardan isteme hakları bulunmaktadır. Davalıların tescil muamelesinden imtina ettikleri yolunda bir iddia ve delil de bulunmamaktadır. Aksine 5.12.1999 tarihli ihtarda tapuyu devretmeye hazır olunduğu bildirilmiştir. Dava dışı irade bildirimi ile bir aylık hak düşürücü süre içinde şufa hakkını kullanma yolunu seçen davacıların sonradan on yıl olan dava açma süresine çok az bir zaman kala 15.2.1999 ve 9.4.1999 tarihinde dava açmaları hakkın kötüye kullanılmasıdır. Kişi haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymakla yükümlüdür.
Buna aykırı hareketi kanun himaye etmez. Medeni Kanunun 2. maddesinde açıklanan hüküm dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması icap etmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeple hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 275.000.000.-TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 21.1.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy