(818 S. K. m. 262) (6570 S. K. m. 11)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava kiralanan tarlanın boşaltılması için ihtar çekildiği halde davalının çıkmadığından bahisle tahliye kararı verilmesi isteminden ibarettir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarlasını davalıya kiraya verdiğini, ihtara rağmen kiralananı boşaltmadığını beyanla kiralananın boşaltılmasını istemiştir.
Davalı ise taşınmazın davacıya değil hazineye ait olduğunu, 1998 yılı için davalıya kira parasını verdiğini tarlayı boşaltması konusunda usulüne uygun talepte bulunmadığını, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece taşınmazın hazine üzerine kayıtlı bulunması nedeni ile davacının malik ve kiralayan sıfatı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kanunlarımızda kiralayanın mutlaka malik olacağı hakkında bir hüküm yoktur. Bir kimsenin başkasının malını üçüncü şahsa kiralaması mümkündür. Davacı ve davalı arasında yazılı kira sözleşmesi bulunduğu taraflarında bu konuda itirazının olmadığı sabittir. Bu nedenle davacının kiralayan sıfatı ile dava açma hakkının bulunduğunu kabul etmek gerekir. Davalı davacının 1998 yılı için kira bedelini aldığını dolayısıyla akdin yenilendiğini söylemiştir. Bu itibarla davacı tarafından çekilen ihtarnamenin hangi tarihte davalıya tebliğ edildiğinin araştırılması kira sözleşmesinin başlangıç tarihi süresinin Borçlar Kanunu hükümleri ve mahalli adetlere göre tespiti gerekirken aksine görüş ve düşüncelerle davacının malik ve kiralayan olmadığından bahisle davanın reddedilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy