(6570 S. K. m. 7)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşüldü:
Dava işyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesine ve kira tespitine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalının 1.1.1991 başlangıç tarihli sözleşmeyle dava konusu yerde kiracı olduğunu, bu yere ihtiyacı bulunduğunu, ihtarname tebliğine rağmen tahliye edilmediğini bildirerek kiralananın tahliyesini ve aylık kira parasının 35.000.000.TL olarak tespitini istemiş yargılama sırasında, mirasçılardan H. B.'in bu yerde büfe açacağını bildirmiştir. Davalı vekili ihtiyacın samimi olmadığını, kiralananın yapılacak işe yeterli bulunmadığını, haksız açılan davanın reddini savunmuştur.
Davacıyla davalı arasındaki kira sözleşmesi 1.1.1991 başlangıç tarihli ve iki yıl sürelidir. Sözleşmede kiralanan dükkanın bir bölümü olarak kafe-büfe olarak kullanılmak üzere kiraya verildiği açıklanmıştır. Davacı tarafından davalıya 24.11.1997 tarihinde keşide edilen ihtarnamede davacı kendi ihtiyacından söz etmiş, dava dilekçesinde olduğu gibi burada da ihtiyacın niteliği belirtilmemiş, kira artırımıyla ilgili bir istekte bulunmamıştır. Yargılamanın devamı sırasında kiralanan, davacı ve diğer mirasçılar tarafından 19.12.2000 tarihinde Ali ve A. A.'na satılmış, sözleşmeden doğan haklar ve borçlarla açılan bu davayı yürütme hakkı 11.6.2001 tarihli noterden düzenlenen temliknameyle devredilmiştir.
Mahkeme ilk tapu maliki A. N. B.'in mirasçılarından H. B.'in ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesine ve kiralananın aylık kira bedelinin 35.000.000.TL olarak tespitine karar vermiştir.
6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun şartların oluşması halinde kiralayanın kendisinin eşinin veya çocuklarının ihtiyacı için akdin hitamında dava açabileceği hükmüne yer vermiştir. Yerleşen içtihatlara göre de kiralayan olmayan malik de ihtiyaç sebebiyle dava açabilir. Davacı, kiralayan olup, kiralananın maliki A. N. B.'dir. A. N. B., ölmekle mirasçı olarak davacı dışında S., İ., L., J., H. ve F. B.'i bırakmıştır. Davacının kiralayan olması sıfatıyla dava açmasında bir usulsüzlük yoktur. Ancak kiralayan olan bir kimse kardeşinin ihtiyacı için tahliye davası açamayacağı gibi, kiralananın tapusunun başkasına temlik edilmesi ile de sözleşmeden doğan haklar ve borçlar yeni malike geçeceğinden önceki maliklerin ihtiyacı için tahliye kararı verilmesi mümkün değildir. Dava dilekçesindeki istek, kira sözleşmesi, yukarıda sözü edilen ihtarname içeriği ve dosyaya ibraz edilen son tapu kayıtları, taşınmazı yeni iktisap edenlerin kendi ihtiyaçlarından ötürü tahliye isteklerinin bulunmaması gözönünde tutularak tahliye isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca dosyaya ibraz edilen ve dayanak yapılan 1.1.1991 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesinde belli bir artış şartı olmadığı gibi, kira artış isteğini taşıyan bir ihtarnamede davalıya tebliğ edilmemiştir. Bu husus üzerinde durulmadan ve hangi tarihten itibaren kira tespitine karar verildiği belirtilmeden, yazılı şekilde tespit kararı verilmesi de hatalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle HUMK. nun 428 inci maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 10.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy