(4721 S. K. m. 732)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, önalım hakkının kullanılmasına ilişkindir. Mahkeme istem gibi karar vermiş ve hüküm davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, 2.5.2002 tarihli dava dilekçesinde, taraflar arasında asliye hukuk mahkemesinin 2000/67-2001/14 sayılı dava dosyası ile S. kasabası 87 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde ihtilaf olduğunu, bu ihtilaf sonucu davalı Ümmü'nün men edilmesine karar verildiğini ve infazı için icra emri gönderilip tebliği sırasında dava konusu taşınmazda davalının yakınlarına ait hisselerin toplam 200 milyar TL bedelle davalıya satıldığının anlaşıldığını, böylece payın devrinin davadan yaklaşık 1 hafta önce öğrenildiğini, davacının S... kasabasında ikamet edip hasta ve yatakta olduğundan satışın yapıldığından habersiz bulunduğunu 2/4 payın davacıya ait olup, davalıya devredilen 2/4 payı da almak istediğini bildirerek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı 2/4 payın kendisine ait olduğunu, daha önce açılan davalarda bildirdiğini, davacının baştan beri bu satışları bildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Paylı mülkiyete konu taşınmazın paydaşlarından birinin payını üçüncü bir şahsa satması durumunda diğer paydaşlara öncelikle alma hakkı tanıyan kurucu yenilik doğuran bir hak olan önalım hakkı, resmi satış akdinin yapıldığı tarihte doğar. Bu hakkın dava tarihinde yürürlükte olan Türk Medeni Kanunu'na göre satışın öğrenildiği tarihten itibaren üç ay içinde kullanılması gerekir. Önalım davalarında hak düşürücü sürenin geçirildiğini savunan davalının bu savunmasını kanıtlaması icapeder. Bu konuda tanık dahil her türlü delil ibrazı ve ikamesi mümkündür.
Olayımızda; davalı sürenin geçirildiği savunmasını kanıtlama yönünde tanık bildirmiş ve ayrıca taraflar arasında daha önce görülüp sonuçlanan davalara delil olarak dayanmıştır. Mahkemece davalı tanığı dinlenmiş ve dayanak dosyaları getirtilip incelenmiştir. Daha önce davacı Hafıze tarafından 16.2.1998 tarihinde davalı Ümmü ve arkadaşları aleyhine "Men'i Müdahale" davası açılmış, davanın devamı sırasında bu kez Ümmü tarafından Hafize ve arkadaşları hakkında 3.4.1998 tarihinde "Tapu iptali ve Tescil" davası açılmış, daha sonra bu iki dava birleştirilmiş, 10.11.1999 tarihinde Tapu İptali davasının kabulü, Men'i Müdahale davasının reddi hakkında karar verilmiş, karar Yargıtay'ca bozularak tapu iptal davasının süresinde olmadığından reddi gerektiği bildirilmiş mahkemece de 16.3.2001 tarihinde bozma yönünde tapu iptali davasının reddine, men'i müdahale davasının kabulüne karar verilip temyiz edilmeden karar kesinleşmiştir. Bu davanın yargılaması sırasında bozma kararından önceki bir tarih olan 16.10.1998 tarihli celsede davalı Ümmü'nün 31.8.1998 tarihinde ilk payı aldığı gelen tapu kaydının okunması üzerine davacı tarafça öğrenilmiş bu husus zapta geçmiştir. Şu durumda davacının davalıya yapılan ilk satışı 16.10.1998 tarihinde öğrenmiş olması nedeniyle 2.5.2002 tarihinde açılan önalım davasının süresinde açıldığının kabulü mümkün değildir. Davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması icapetmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 7.4.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy