(4721 S. K. m. 732, 733, 734)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde Davacı vekili Av. Ş.G. geldi. Gelenin sözlü açıklaması dinlendi. Dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşüldü:
Karar: Dava, şufalı payın iptaliyle tesciline ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin 97 parsel sayılı taşınmazda 1/2 oranında paydaş olduğunu, diğer 1/2 paya sahip olan paydaşın payından 1/24'ünü 18.05.2000 tarihinde 5 milyar liraya davalıya sattığını, bu satışın davalının 47 parsele vaki tecavüzü nedeniyle verilen yıkım ve elatmanın önlenmesi kararının infazını önlemek amacıyla yapıldığını, satış bedelinin de şufa hakkını önlemek için yüksek gösterildiğini belirterek şufalı payın iptali ile 280 milyon lira bedel üzerinden adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili fiili taksim savunmasında bulunmuş, bedelin gerçek değer olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme fiili taksim savunmasını kabul ederek, davanın reddine karar vermiştir.
Önalım davasına konu edilen payın ilişkin olduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin tasarrufundaki yeri ve ona tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı şeklinde yapılan işlem nedeniyle şufa hakkını kullanması Medeni Kanunun 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz.
Somut olayda, 97 parsel sayılı taşınmazın kardeş olan paydaşları arasında ikiye taksim edilip uzun süredir taksim edilmiş şekliyle kullanılageldiği tartışmasızdır. Paydaşlardan E. 18.05.2000 tarihinde davalı A.O.'a kendi payından 1/24 pay satmıştır. Gerek satıcı, gerekse tanıkların anlatımlarına göre satılan bu payın, davacı M.A.'un payına tekabül eden kısımda kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda paydaşlar arasında yapılan fiili taksimin bozulduğunu kabul etmek gerekir. Hal böyle olunca davacının şufa hakkının doğduğu ve ileri sürülen diğer iddia ve savunulan üzerinde de durularak sonucuna göre bir hüküm vermek gerekirken, fiili taksim nedeniyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün bozulmasına, davacı yararına takdir edilen 275.000.000.-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 13.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy