(4721 S. K. m. 588, 612, 627, 642, 644, 677, 698, 703)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda gün ve numarası yazılı paylaşma davasına dair karar davalılar tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, bağımsız bölümlerin paylaştırılmasına ilişkindir. Mahkemece satış kararı verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paylaşma istemi hakkı başlığını taşıyan Medeni Yasanın 642. maddesi, mirasçılardan her birinin sözleşme veya yasa gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça her zaman mirasın paylaşılmasını, paylı mülkiyetin sona ermesini düzenleyen ve paylaşma istemi başlığını ihtiva eden 698. maddesi ise, hukuki bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması nedeniyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça paydaşların her birinin malın paylaşılmasını isteyebileceği hükmüne yer vermiştir. Aynı yasanın 703/son maddesi de elbirliği mülkiyetinde paylaşma, aksine hüküm bulunmadıkça paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır kuralını öngörür. Yasanın 644. maddesi de açıkça paylaşma davasından söz eder. Yasası Medeni'nin 627. maddesi Taksim davasından söz ederken Medeni Yasanın 698. maddesi başlığı ise paylaşma istemi biçiminde kaleme alınmıştır. Madde de dava sözcüğü yerine davayı da içine alan daha kapsamlı istem sözcüğüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere paylaşma isteme (taksim davası açma) hakkı kural olarak paylı mülkiyette paydaşa, elbirliği mülkiyetinde ise mirasçıya tanınmıştır. Malik olmayan kimseye paylaşma isteme ve paylaşmaya katılma hakkı tanınmamıştır. Örneğin Yasal Medeni'nin 612, Medeni Yasanın 677. maddeleri miras payının temliki konusunda üçüncü kişi ile sözleşme yapma imkanı vermesine karşın, bu kimseye paylaşmaya katılma yetkisi vermemektedir. O durumda paydaş olmayan kimsenin paylaşma (taksim) davası açması mümkün değildir.
Kanunu Medeni'nin 588. maddesine göre bir mirasçıya düşen hisseyi temellük eden veya haczeden yahut o mirasçı aleyhine borcunu ödemekten acze dair icra vesikası olan alacaklı hakimin mirasçı yerine kaim olmak üzere taksime iştirakini isteyebilecektir. Taksime iştirak paylaşma (davayı) isteme hakkını da kapsar. Paylaşma davası açma hakkı paydaş ya da mirasçıya ilişkin olduğundan ve borcunu ödemeyen mirasçıdan alacağın tahsili sonucunu doğuran bir davayı açması da beklenemeyeceğinden yasanın sözü edilen maddesi ile bu hak hakime tanınmış, hakim borçlu mirasçı yerine dava açması konusunda alacaklıya yetki vermekte, alacaklıda hakimden aldığı bu yetkiye dayanak taksim davası açmakta idi.
Kanun koyucu böyle bir durumu uygun görmediğinden Medeni Yasanın 648. maddesiyle yeni bir hüküm getirmiş, alacaklıya sulh hakiminden bu mirasçının yerine paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebilir tarzında bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre alacaklı sulh hakiminden borçlu mirasçı yerine paylaşmaya katılmak üzere kayyım atanmasını isteyecek, kayyım atandığında kayyım paylaşma (taksim) davası açacak, davaya kayyım huzuru ile devam edilip sonuçlandırılacaktır.
Yargılamanın yukarda belirtilen esaslar dahilinde yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bundan zuhul ile yazılı biçimde hüküm tesisi hatalıdır. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeple BOZULMASINA ve istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 09.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy