(4721 S. K. m. 732)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda gün ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu edilen 419 No'lu parselin paydaşı olduğunu, sair paydaşların paylarını 20.000.000.000.-TL bedel göstererek davalıya sattıklarını, taşınmaz üzerinde davacının annesinin intifa hakkı olduğunu ve gerçekte 12.000.000.000.-TL olan pay değerinin önalım hakkının kullanılmasını önlemeye yönelik olarak yüksek gösterildiğini, davacının gerçek satış bedelini ödemeye hazır olduğunu, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, payın 20.000.000.000.-TL bedelle satın alındığını, hatta aynı bedelle davacının da payını satın almak istediklerini, davacının başlangıçta kabul etmesine rağmen daha sonra satmaktan vazgeçtiğini, kötü niyetle bedelde muvazaa iddiasında bulunduğunu, intifa hakkının taşınmazın değerini etkilemeyeceğini, tapuda gösterilen değerin gerçek değer olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde sair paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren yenilik doğuran bir haktır. Önalım hakkını kullanan paydaş, bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak, davacı, tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir. Bedelde muvazaa yapıldığını iddia eden davacı, tanık deliline dayanmış ve dinlettiği tanıklardan payını davalıya satan Ahmet Uğurlu, pay karşılığında 12.500.000.000.-TL aldığını belirtmiştir. Sair tanıkların da görgüye dayalı bilgileri olmayıp, çevreden duyduklarına göre payın 12.500.000.000.-TL'ye satıldığını beyan etmişlerdir. Bu halde mahkemece, mahallinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak, satış tarihindeki pay değerinin tespit edilmesi ve bundan sonra delillerin hep birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bundan zuhulle eksik inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm tesisi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeple temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 23.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy