(818 S. K. m. 262)
Dava: Mahalli mahkemeden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, davalının 13.7.1994 tarihinden beri kiracı olduğunu, taşınmaz içerisindeki pek çok işyerinin yol genişletme nedeniyle tahliye edildiğini, arsa olarak kiralanan mecurun ihtara rağmen süre sonunda davalı tarafından tahliye edilmediğinden mahkemece tahliyesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava sebebi bildirilmediğini, sürenin sona ermesi nedeniyle tahliye isteminin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Davaya dayanak yapılan ve dosyaya ibraz edilen son yazılı kira sözleşmesi 1.1.2001 başlangıç, 31.12.2001 bitim tarihlidir. Kiralananın zemin olduğu sözleşme de yazılıdır. Bu haliyle sözleşme Borçlar Kanununa tabi adi kira sözleşmesi niteliğindedir. Süreli olarak yapılan bu sözleşme süre sonunda taraflarca sona erdirilmediğinden 1.1.2002 tarihinde süresize dönüşmüştür. Süresize dönüşen bu sözleşmenin feshi için Borçlar Kanununun 262. maddesindeki sürelerden yararlanmak gerekir. Bu maddeye göre süresiz kira sözleşmelerinde altı aylık dönemler için üç ay evvel feshi ihbarda bulunmak ve altı ay sonra dava açmak suretiyle akdin feshi, kiralananın tahliyesi istenebilir. 17.9.2002 keşide tarihli ihtarname davalıya üç aylık süreden sonra 2.10.2002 tarihinde tebliğ edildiğinden davanın reddine karar vermek gerekirken, bundan zühul ile yazılı şekilde tahliye kararı verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.6.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy