(818 S. K. m. 287) (6570 S. K. m. 1)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava ihtiyaç ve imar uygulaması sebebiyle akdin feshi ve kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, belediye encümeninin imar planında gösterilmeyen ve sağlık şartlarını taşımayan tuvaletlerin yıkılarak uygun yerlerde yeniden inşa edilmesine dair karar aldığını, bu nedenle kiralanan tuvalet yıkılıp kaldırılacağından ihtiyaçlarının bulunduğunu belirterek, kiralananın tahliyesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının yeni dönem kirasını almış olduğundan akdin yenilendiğini, dava konusu edilen tuvaletin bulvar üzerinde bulunduğunu ve buradan çok sayıda insanın yararlandığını, buraya uygun bir projenin olmadığını, belediyenin mali durumu itibariyle yeni tuvalet yapımına pay ayıramayacağını, sadece avan projeye dayanılarak tahliye kararı verilemeyeceğini, davanın reddini savunmuştur.
Dava konusu edilen kiralanan 12.7.1994-31.12.1994 tarihleri arasında davalıya tuvalet olarak kullanılması için kiralanmıştır. Kiralananın niteliği itibariyle taraflar arasındaki kira ilişkisi hasılat kirasıdır. Hasılat kirasına tabi sözleşmelerde, kiralanan musakkaf olsa dahi uyuşmazlığın Borçlar Kanununun hasılat kirasına ilişkin hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Borçlar Kanununun 287. maddesi hükmü, süreli hasılat kirası sözleşmelerinin feshi hakkındaki süreler hususunda düzenleme getirmiştir. Anılan madde gereğince, süresi bittiği halde kiralayanın açık veya zımni muvafakati ile kiracının kiralananı kullanması veya sözleşmede öngörülen ihbarı iki taraftan birinin yapmaması halinde, akit seneden seneye yenilenmiş sayılır.Bu gibi durumlarda bir senelik bir müddetin hitamından altı ay önce feshi ihbar kiracıya tebliğ edilmek suretiyle, o senenin sonunda tahliye davası açılabilir. Bu koşul yerine getirilirse tahliye için başka bir sebep aramaya gerek kalmaz.
Olayımızda; davacı tarafından davalıya altı ay öncesini kapsar şekilde feshi ihbar ihtarnamesi gönderilmediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bundan zühul ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 30.6.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy