(743 S. K. m. 658/son, 659)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tescili isteğine ilişkindir. Mahkeme istem gibi karar vermiş hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilinin, şufalı payın bulunduğu davaya konu 22 numaralı parselde, 1/3 pay sahibi olduğunu, diğer paydaş Mehmet Ç.'in 1/3 payını 10.11.2000 tarihinde, davalı Mustafa K.'ya satması sebebiyle 30.10.2001 tarihinde açmış olduğu iş bu davada önalım hakkına dayanarak, satışa konu payın iptalini ve müvekkili adına tapuya tescilini istemiştir. Davalı, davacının satım tarihinden beri satışı bildiğini, davanın bir aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Türk Kanunu Medenisinin 659. maddesinde düzenlenen kanuni şufa hakkı, müşterek mülkiyete konu taşınmazın paydaşlarından birinin payını, üçüncü bir şahsa satması durumunda diğer paydaşlara öncelikle alma hakkı tanıyan kurucu, yenilik doğuran bir haktır. Bu hakkın Medeni Kanunun 658/son maddesi gereğince satışın öğrenildiği tarihten itibaren bir ay ve herhalde sicile şerh verildiği tarihten itibaren on sene içinde kullanılması gerekir. Şufa davalarında, hak düşürücü sürenin geçirildiği savunması, bir itiraz olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir, süre itirazında bulunan davalı, bu savunmasını ispat etmek zorundadır. Böyle bir savunma her türlü delil ile ispat edilebilir.
Olayımızda; davalı, ispat yönünden tanıklarını dinletmiş, dinlenilen yeminli davalı tanıklardan Yasin Ç., Mehmet A., Musa G., Hasan G., Cemal A., Mehmet Ç. ile davacı tanığı Halil D. paydaş Mehmet Ç.'in payının davalıya satışını, davacının satış tarihinde öğrendiğini, zaten satıcı Mehmet Ç. ile davacının iş ortağı olduklarını, birlikteki görüşmelerinde satıştan sık sık bahsedildiğini beyan etmişlerdir. Birbirlerini doğrulayan, tanık anlatımları, davacı ile satıcının iş ortağı olması ve hayatın olağan akışına göre, davacının satışın gerçekleşmesinden sonra, öğrenmeye nazaran bir aylık hak düşürücü süreyi geçirdiği ve geçirdikten sonra davasını açtığı anlaşılmaktadır. O halde süresinde açılmayan davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın süresinde açıldığının kabulü ile önalım hakkına dayalı payın iptaline karar verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 30.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy