(7201 S. K. m. 32)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkeme istem gibi karar vermiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davalının 1.4.1999 başlangıç tarihli kira kontratı ile eski eser müstakil köşkün kiracısı olduğunu müvekkilinin gayrimenkulü 17.2.2000 tarihinde eski malik kiralayandan satın aldığını, davalıya sözleşmede açıkça belirtildiği gibi işyeri olarak kiralandığı halde, davalı tarafından konut olarak kullanıldığını ve ailesi ile birlikte ikamet ettiğini, ayrıca site yönetimine ait 2002 yılı yönetim giderlerini ödemediğini, köşkün iç mimari 227H ve projelerine aykırı bir şekilde dekorasyon yaptırdığını, eski eser niteliğindeki kapıları kapatarak yeni kapılar açtırdığını, eski hale getirilmesi için süreli ihtar keşide ettikleri halde eski hale getirmediğinden bahisle, davalının akde aykırılık nedeniyle tahliyesini istemiştir.
Davalı vekili ise, dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, davacının yabancı uyruklu olduğundan milletler arası özel hukuk ve usul hukukunun 32.maddesi gereğince teminat göstermek zorunda olduğunu, müvekkilinin 1.4.1999 başlangıç tarihli sözleşme ile kiracı bulunduğunu, davacının 27.2.2002 tarihli ihtarla satın aldığını öğrendiklerini, davacının 2000 yılında taşınmazı satın alıp, satın aldığı tarihten itibaren 2.5 yıl sonra dava dilekçesindeki sözleşmeye aykırılık iddiaları ile dava açmasının objektif iyi niyet kurallarıyla ve de hayatın olağan akışıyla bağdaşmayacağını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
4.11.2002 keşide tarihli süreli ihtarname "muhatabına 5.11.2002 tarihinde muhatabın adresinde tevziat saatinde bulunmadığından ilgili mahalle muhtarına imza mukabilinde tebliğ edildi. 2 nolu ihbarname muhatabın kapısına yapıştırıldı. Muhataba haber verilmesi için komşusu M.G. e bilgi verildiği şerhi ile tebliğ edilmiştir. Bu açıklamayı taşıyan tebligat geçerli değildir. Ancak davalı bu tebligatı 17.12.2002 tarihinde aldığını belirtmiştir. Bu durumda Tebligat Kanununun 32 ve tüzüğün 51. maddesi gereğince davalının beyanında geçen 17.12.2002 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekir. İhtarnamede 30 günlük süre verilmiştir. 0ğrenmeye nazaran bu süre dolmadan 19.12.2002 tarihinde açılan dava süresinde değildir. Davanın süreden reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 07.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy