(4721 S. K. m. 732) (743 S. K. m. 658)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 47 No'lu parselde davalının 30.6.2000 tarihinde pay satın aldığından davacının yeni haberdar olduğunu, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, taşınmazın önceki paydaşlarından olup, hal?n taşınmazda oturan damadı vasıtasıyla satıştan haberdar olduğunu, damadı E.O. ile davalı arasında görülen dava nedeniyle damadının taşınmazdan tahliyesini önlemek için bu davayı açtığını, kötü niyetli olduğunu, taşınmazın paydaşları arasında fiilen paylaşılması sebebiyle önalım hakkının kullanılamayacağını, satıştan itibaren iki buçuk yıl geçtiğinden payın dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerektiğini, davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren yenilik doğuran bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda vücut bulur ve payın üçüncü şahsa satılması ile kullanılabilir hale gelir. Satımın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Medeni Kanununun 658. maddesi hükmüne göre bu hakkın satışa ıttıla tarihinden itibaren bir ay ve herhalde on yıl içinde kullanılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, sürenin geçirildiği her türlü delille ispat edilebilir. .
Olayımızda; Önalım hakkına konu edilen payın ilişkin bulunduğu 47 parsel No'lu taşınmazın paydaşlarından H.G. payını 30.6.2000 tarihinde davalıya satmış, davacı ise pay satışından yeni haberdar olduğunu ileri sürerek 26.12.2002 tarihinde dava açmıştır. Davanın hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını savunan davalının delil olarak gösterdiği Kayseri 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.6.2003 tarih ve 2002/1168 E, 2003/440 K. sayılı dosyasından davacının damadı E.Ö. tarafından davalı aleyhine 47 No'lu parseldeki paya ilişkin tapu iptali ve tescili davası açıldığı, davanın red ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Bu dava dosyasında davacının satıştan haberdar olduğu konusunda herhangi bir belge ya da beyan bulunmamaktadır. Damadı tarafından böyle bir davanın açılmış olması davacının satıştan haberdar olduğu anlamına gelmez. Bu durumda mahkemece süre savunması konusunda davalının delil listesindeki diğer delillerinin, varsa davacının mukabil delillerinin sorulup toplanması ve sonucuna göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bundan zühul ile yazılı şekilde eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.9.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy