(1086 S. K. m. 569) (492 S. K. Mük. m. 138)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paylaşma davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, bir adet taşınmazın paylaştırılmasına ilişkindir. Mahkemece oran da kurulmak suretiyle taşınmazın satışına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, dava konusu edilen 8 parsel No'lu taşınmaza tarafların birlikte malik olduğunu, taşınmazın taraflar arasında anlaşma yolu ile paylaşılamadığını, taşınmaz üzerindeki binanın da müvekkiline ait olduğunu belirterek, taşınmazın satışına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taşınmaz üzerindeki tapuda belirtilen ahşap evin yıkılarak, yerine betonarme tarzda ruhsatsız ve kaçak iki katlı bina yapıldığını, bunun mahkemece değerlendirmeye alınmamasını savunmuştur.
Satış yoluyla paylaştırılması istenen taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça bulunuyorsa ve bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve bütünleyici parça ana taşınmazın değerinde bir artış öngörüyorsa, o takdirde oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken arzın ve bütünleyici parçaların değeri dava tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenir. Bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır. Bulunan bu toplam değerin yüzde ne kadarının arza, ne kadarının bütünleyici parçaya isabet ettiği hesap edilir. Satış sırasında elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu esaslara göre yapılır. Bütünleyici parçalara isabet eden kısmın sadece bütünleyici parça sahiplerine, arza isabet eden kısmın da payları oranında tüm paydaşlara verilmesi icap eder.
Olayımızda; yapılan keşifler sonucu tapuda kayıtlı ahşap evin yıkıldığı ve yerine parselin tamamına oturur şekilde kısmi bodrum, zemin, üç normal kat ve çatı arası kattan oluşan bitişik nizam betonarme karkas bina yapıldığı saptanmıştır. Bilirkişiler de, taşınmaza ilişkin 1.4.1985 tarihli projenin ruhsata aykırı tatbik edildiğini, son katın kaçak olarak yapıldığını, bu haliyle imar mevzuatına aykırı olduğunu, projeye bağlanmasının mümkün olamayacağını belirtmişlerdir. Mahkemece bu durumda binanın kaçak ve ruhsatsız yapılan kısmın ana taşınmaz üzerinde ne şekilde bir artış meydana getirdiği tartışılmadan yazılı şekilde dağıtım kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, Harçlar Kanununun mükerrer 138.maddesinin sonuna eklenen fıkra ve 28.12.2002 günlü resmi gazetede yayımlanan tarife gereğince, taşınmazın satış bedeli üzerinden alınacak harcın oranı belirtilmesi gerekirken, herhangi bir harç oranı belirtilmeden yasal harcın alınmasına hükmedilmesi de hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy