(4721 S. K. m. 698)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacı-davalılardan Mustafa Ayşe tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalılar Ayşe ve Mustafa tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına, taraf teşkilinde, taşınmazın yüzölçümü, cinsi, pay ve paydaş sayısı ile imar durumu itibariyle aynen bölünerek paylaştırılmasına olanak bulunmamasına nazaran satış kararı verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre temyiz eden davalılar Ayşe ve Mustafa'nin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların dava konusu edilen 5 No'lu parsele birlikte malik olduklarını, taşınmaza ilişkin taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirterek, taşınmazın aynen bölünmesi, mümkün değilse satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesini talep etmiştir. Davalılar Burhan, Mustafa ve Ayşe davayı kabul etmediklerini, taşınmazın aynen bölünmesine karar verilmesini savunmuşlar, diğer davalılar duruşmalara katılmamış ve bir beyanda bulunmamışlardır.
Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça ( muhtesat ) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhtesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır.
Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhtesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince ; dava konusu edilen 5 No'lu parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde krokide ( A ) ile gösterilen evin Osman, ( B ) ile gösterilen evin ise Halil Yüce'ye ait olduğu yazılıdır. Mahkemece oran kurulmak suretiyle satış bedelinin paylaştırılmasına karar verilirken tapu kaydına göre ( B ) harfli binanın Halil'e ait olmasına rağmen satış bedelinin Halil mirasçıları yerine Osman mirasçılarına verilmesi doğru olmadığı gibi, ( C ) harfli bina konusunda tapuda bir şerh ve taraflar arasında ittifak olmadığından, bu muhtesatın arzla birlikte satılıp bedelinin tapu kaydı ve mirasçılık belgesinde payları oranında taraflara bölüştürülmesi gerekirken, yine Osman mirasçıları lehine oran kurulması da hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda ( 2 ) No'lu bentte yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 7.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy