(4721 S. K. m. 2,732)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ve davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 215 parsel No'lu taşınmazda 4/12 pay maliki olduğunu, diğer paydaş Bediye D.'in 3/12 payını 19.2.2002 tarihinde 320.000.000.-TL bedelle davalı Bilal D.'e sattığını, satışın davacıya bildirilmediğini, davacının önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı Bilal D.vekili, müvekkilinin paydaş Veysel A.'un payını satın aldığını, gerçek satış bedelinin 3.000.000.000.-TL olmasına rağmen tapuda 320.000.000.-TL olarak gösterildiğini, davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülemeyeceğini, ayrıca taşınmaz paydaşları arasında rızaen bölüşülmüş olduğundan önalım hakkının kullanılamayacağını, davanın reddini savunmuş, dahili davalı Veysel A. da gerçek pay değerinin 2.300.000.000.-TL olmasına rağmen tapuda 320.000.000.-TL olarak gösterildiğini belirtmiştir.
Taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan takyitlerinden olan önalım hakkı paydaşlardan birinin payını üçüncü şahsa satması halinde diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, önalım hakkına konu edilen taşınmaz paydaşlar arasında rızaen bölünmüş ve paydaşlar o taşınmazın belli bir yerini kullanmakta iken yapılan pay satışı nedeniyle paydaşın önalım hakkını kullanması Medeni Kanunun 2.maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.
Olayımızda;dava konusu edilen pay, taşınmazın paydaşlarından Veysel A. tarafından 19.2.2002 tarihinde 320.000.000.-TL bedelle davalı Bilal D.'e satılmıştır. Taşınmazın paydaşları arasında rızaen bölüşüldüğünü savunan davalının bu konuda dinlettiği tanıkları, taşınmazın başlangıçta Celal ve Bahri D.'e ait olduğunu, ortasında bir sınırın yer aldığını, bu sınıra göre adı geçen paydaşlar tarafından tasarruf edildiğini, herkesin kendi yerini bildiğini, kendi sınırları içindeki haklarını kullandıklarını, keşif tarihinden bir ya da iki hafta önce taşınmazda bulunan sınırın davacının babası Hüseyin U. tarafından sürülerek ortadan kaldırıldığını beyan etmişlerdir. Bu durumda önalım hakkına konu edilen payın ilişkin bulunduğu tarlanın paydaşlar arasında rızaen bölündüğü ve ona uygun şekilde kullanıldığı anlaşılmakta olduğundan mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bundan zühul ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy