(4721 S. K. m. 699) (1086 S. K. m. 565, 571)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılar tarafından duruşmalı olarak süresi içinde temyiz edilmiş ancak mahiyeti gereği dava duruşmalı işlerden olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın satışına karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, taşınmazın yüzölçümü, cinsi, pay ve paydaş sayısı ile imar durumu itibariyle aynen bölünerek paylaştırılmasına olanak bulunmamasına nazaran satış kararı verilmesinde bir usulsüzlük olmamasına göre, temyiz eden davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların dava konusu edilen 5 no'lu parsele birlikte malik olduklarını, taşınmazın anlaşma yolu ile bölünmesinin ya da satışının mümkün olmadığını, taşınmaz üzerinde aynı zamanda eski eser niteliğinde bir de konak bulunduğunu belirterek, taşınmazın aynen bölünmesi, mümkün değil ise satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, tarafların 19.6.1995 tarihli satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile paylaşmanın ne şekilde yapılacağını kararlaştırdıklarından davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığını, bu sözleşme halen geçerli olduğundan davanın konusunun bulunmadığını, davanın kötü niyetle açıldığını, taşınmazın aynen bölünmesine karar verilmesi halinde sözleşmenin ifa kabiliyeti kalmayacağından müvekkillerinin sözleşme gereği 250.000 DM cezai şart ödemesinin gerekeceğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava konusu edilen taşınmazın aynen bölünerek paylaştırılması mümkün olmadığından tapudaki hissedarları arasında satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiştir. Medeni Kanunun 699/3. maddesi gereğince satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır. Davacı vekilinin 12.2.2004 tarihli oturumdaki taşınmazın paydaşlar arasında satışı sureti ile paydaşlığın giderilmesi talebine karşılık, bu konuda davalıların diyecekleri sorulmadan ve rızaları alınmadan yazılı şekilde satış kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, satış sonunda elde edilecek bedelin paydaşlara ne şekilde dağıtılacağının hüküm fıkrasında gösterilmemesi de hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 12.4.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy