(818 S. K. m. 248, 260)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, süre bitimi nedeniyle kiralananın tahliyesi ve 6.650.000.000.-TL alacağın tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının dava konusu edilen 180 parsel No'lu tarla vasıflı taşınmazda Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile akdettiği 13.2.2000 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı iken davacının taşınmazı 20.6.2001 tarihinde satın aldığını ve taraflar arasında 1.1.2002 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi yapıldığını, ayrıca bir protokol ve taahhütname de imzalandığını, taahhütname gereğince taşınmaz üzerinde bulunan tesisler ve malzemelerin 31.1.2003 tarihine kadar parsel dışına çıkarılacağını, davacının 2003 yılı için de kira sözleşmesi yapılması talebini kabul etmediğini, taşınmaz üzerine kendi laboratuar tesislerini yapmak istediğini, bu nedenle kiralanana ihtiyacının bulunduğunu belirterek kira süresinin sona ermesi nedeniyle kiralananın tahliyesini ve protokol gereğince kiralanan süresinde tahliye edilmediğinden günlük 35.000.000.-TL'den dava tarihine kadar 6.650.000.000.-TL'nin tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili her iki tarafın da kamu kurumu olup davanın 3533 Sayılı Kanun gereğince hakem sıfatı ile yüksek dereceli hukuk hakimince görülmesi gerektiğini, davacının aralarındaki protokolden kaynaklanan hak ve yetkileri var iken dava açmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, taşınmaz üzerinde 36.000 ton ağreğa malzeme bulunduğunu, bunların istiflenebileceği başka bir saha bulunduğunda kiralananın tahliye edileceğini, davanın reddini savunmuştur.
Kiralananın Borçlar Kanununa tabi olması halinde süreli sözleşmelerde kira süresinin sonunda ve yerleşen içtihatlara göre bir ay içinde akdin feshi ve kiralananın tahliyesi istenebilir. Süre bitiminden önce akdin yenilenmeyeceği hususundaki irade karşı tarafa ulaşmış ise o takdirde kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılması zorunlu değildir. Bu durumda tahliye için başka bir sebep aramaya gerek kalmaz.
Taraflar arasında akdedilen 1.1.2002 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesiyle davalıya kiralanan parselin tarla vasfında olduğu, bu haliyle Borçlar Kanununa tabi bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı akdin yenilenmeyeceği konusundaki iradesini 26.12.2002 keşide ve 27.12.2002 tebliğ tarihli ihtarname ile kira süresinin bitiminden önce davalıya bildirdiğine göre 10.7.2003 tarihinde açılan dava süresindedir. Bu durumda kira akdinin feshine, kiralananın tahliyesine ve davacıya teslimine karar vermek gerekirken, bundan zühul olunarak yazılı şekilde tahliye isteğinin reddine karar verilmesi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy