(6570 s. GMKHK. m. 1, 12) (818 S.K. m. 266)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkeme istem gibi karar vermiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davalı şirketin 1.9.1997 başlangıç tarihli sözleşme ile 1,2 ve 3 nolu dairelerin kiracısı olduğunu, sözleşmede kiralayanın izni olmadan tadilat yapılamayacağı yazılı olduğu halde üç dairenin duvarlarının yıkılarak birleştirildiğini, yapılan tadilatların projeye aykırı olduğunu, bu aykırılığın giderilmesi için süreli ihtar keşide edildiği halde eski hale getirilmediğini ileri sürerek davalının kiralanandan tahliyesini istemiştir. Davalı vekili ise kiralananların sağlık tıp merkezi olarak kiralandığını, yapılan tüm tadilatların davacının muvafakatı ile yapıldığını, hatta işçisini kendisinin temin ettiğini, sağlık merkezine annesinin sağlık nedeniyle defalarca gelip gittiğini, bu tadilatları görmemesinin mümkün olmadığını, davacının zımni muvafakatının bulunduğunu, davacı önce ihtarname keşide ederek kiranın fahiş olarak artırılmasını istediğini ve talep kabul edilmeyince bu davanın açıldığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı vekili, savunmalarında kiralananda yapılan tadilatların davacının rızası ile yapıldığını, davacının devamlı sağlık merkezine gelip gittiğini ve yapılan tadilatları gördüğünü ve bu konuda zımni muvafakatının olduğunu, davacının asıl amacının kira artırmaya yönelik olduğunu savunmuş, bu konuda dinlettiği savunma tanıkları da savunmayı doğrular mahiyette beyanda bulunmuşlardır. Davacının, davalıya keşide ettiği 30.7.2002 tarihli ihtarda sözleşmenin 1.9.2002 tarihinde sona erdiğini ve sözleşmenin yenilenmesi halinde kira bedelinin 1.050.000.000.-TL'ye çıkarılmasının istendiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde davacının yapılan tadilatları başından beri bildiği anlaşılmakla davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç:Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy