(818 S. K. m. 135)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda gün ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan H. Usta tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ondört adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece satış kararı verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların dava konusu edilen ondört adet taşınmaza birlikte malik olduklarını, paydaşlığın rızaen giderilmesinin mümkün olmadığını belirterek, taşınmazların aynen bölünerek, mümkün değilse satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili, daha önce taşınmazlara ait görülen paydaşlığın giderilmesi davasında taşınmazlar üzerinde bulunan çaylıkların davalı H. Temizkan ve miras bırakan Dursun A. Usta'ya ilişkin olduğunun tesbit edilerek oran kurulmak suretiyle satış kararı verildiğini, davacının bu kararı infaza koymayarak aradan bir süre geçtikten sonra çaylıkların babası İ. Usta'ya ilişkin olduğundan bahisle ecrimisil davası açtığını, bu davanın ret ile sonuçlanıp kesinleştiğini, paydaşlardan H. Usta'nın payını davalı H. Usta'ya satış vaadi sözleşmesi ile sattığını, taşınmazların paydaşlığının giderilmesini ve eski değerlendirmenin nazara alınmasını belirtmiştir.
Dava konusu edilen 351, 352, 353, 359, 360, 361, 362, 403, 411 ve 451 parsel Nolu taşınmazlara ait daha önce paydaşlar arasında Rize Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1984/644 E. 1989/256 K.sayılı dosyasında görülen davada adı geçen parsellerin satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm dairemizce 23.6.1992 gününde onanarak kesinleşmiştir. Taşınmazın paydaşlarından birinin paydaşlığın satış suretiyle giderilmesi hakkında almış olduğu bu hüküm taraflar için kesin hüküm teşkil ettiğinden sair paydaşların yeniden aynı biçimde dava açmalarına engeldir. Kesinleşen hükümden sonra bir kısım payların el değiştirmesi ve bir kısım paydaşların ölmesi durumu değiştirmez. Zira satın alanlar satanın halefi ve mirasçılar da ölenlerin külli halefidir. İlk davanın taraflarından D. Usta ve H. Usta ölmüş ve yine paydaş F. Özak taşınmazlardaki payını 27.5.1987 gününde davacı M. Bekiroğlu'na satmıştır. İşbu dava ise ölü tapu paydaşlarının mirasçıları da taraf olarak gösterilerek 8.5.2001 gününde açılmıştır. Borçlar Kanunu'nun 135. maddesi gereği satışa ait kararlar on senede zamanaşımına uğrayacağından, henüz zaman aşımı süresi dolmadığından ve ilk satış kararının infazı mümkün olduğundan kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken bundan zühul olunması doğru olmadığı gibi, dava konusu edilen 350 Nolu parsel müstakilen davalı A. Usta adına kayıtlı olduğu ve ortada paydaşlık söz konusu olmadığı durumda bu parselin de satışına karar verilmesi ve infazda tereddüt yaratacak biçimde üzerinde yapılar bulunması sebebiyle 349 ile 351 ve 363 ile 394 Nolu parsellerin birlikte satışına hükmedilmesi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 07.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy