(4721 S. K. m. 732, 734)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda gün ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacılar tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, önalım hakkının kullanılmasına ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz olunmuştur. Davacılar vekili, 24.4.2002 günlü dava dilekçesinde, dava konusu payın 14.11.2001 gününde 600 milyon liraya davalıya satıldığının, ilçe dışında oturmaları sebebiyle satışın geç öğrenildiğini belirterek bu payın iptali ile davacılar adına tescilini istediklerini belirtmiştir. Davalı vekili ise bu payın gerçekte yedi milyara alındığını, vergiler yüzünden tapuda düşük gösterildiğini, gerçek değerin tespitini istediklerini ve davacıların kötü niyetli olup üç aylık dava süresini de geçirdiklerini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkeme davanın süresinde açıldığının kabul ile, keşifte bilirkişi tarafından belirlenen 6.327.188.400 TL satım bedelinin davacılar tarafından depo edilmemesi sebebiyle davanın reddine karar vermiştir. Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda, payın üçüncü bir şahsa satılması halinde sair paydaşlara, payı öncelikle satın alma hakkı veren kurucu yenilik doğuran bir haktır. Paydaş davacı bu payı satın almak isterse satıcı ile davalı arasında yapılan satım akdinde kararlaştırılan bedeli ve bu satım nedeniyle tapuda ödenen harç ve masrafları ödemek zorundadır. Olayımızda, dava konusu payın 14.11.2001 gününde altıyüz milyon TL. bedelle davalıya satıldığı tapu kaydı ve akit tablosu ile sabittir. Her ne kadar davalı bedelin düşük gösterildiğini, gerçekte yedi milyara aldığını ileri sürmüş ise de, davalı satım akdinin tarafı olduğundan, bedelde muvazaa yapıldığı iddiasında bulunamaz. Satış tarihi ile dava tarihi arasında da uzunca bir zaman geçmediğinden Yargıtay'ın yerleşik içtihadı gereğince tapuda gösterilen satış bedeli, harç ve masrafların önalım bedeli olarak kabulü ile bu bedellerin depo edilmesi için davacılara uygun bir süre verilerek sonucunda karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması icap etmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeple temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 21.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy