(4721 S. K. m. 732, 733, 734)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av.Doğan geldi. Gelenin sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, önalım hakkı sebebiyle davalıya satılan payın iptal ve tesciline ilişkindir. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, önalım hakkına konu edilen taşınmazın paydaşlarından Rıza Erman'ın 1/4 payını davalıya 18.6.2001 tarihinde sattığını 17.8.2001 tarihinde öğrendiklerini, bu satım işleminde bedelde muvazaa yapıldığını ileri sürerek 5.9.2001 tarihinde ikame ettikleri bu dava ile önalım hakkının tanınmasını istemişlerdir. Davalı hak düşürücü sürenin geçirildiğini, bedelde muvazaa olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Önalım davalarında hak düşürücü sürenin geçirildiğini savunan davalının bu savunmasını kanıtlaması icap eder. Bu konuda tanık dahil her türlü delil ibrazı ve ikamesi mümkündür.
Davanın hak düşürücü sürenin geçirildiği savunmasını ispat için dinlettiği tanık Safter, tapudaki satıştan bir hafta sonra davacılarında paylarını satın almak için davacılardan Cengiz'le görüşüldüğünü ve dava konusu edilen payın davalı tarafından satın alındığının söylendiğini, bu davacının kardeşleri olan diğer davacılarla görüştükten sonra pazarlığa girişildiğini, pazarlıkların bir ay sürdüğünü beyan etmiştir. Dinlenen tanık beyanı ve dosya münderecatından davacıların satışı iddia ettikleri tarihten çok önce öğrendikleri, hak düşürücü sürenin geçirildiği savunmasının kanıtlandığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması icap etmiştir.
Kabule göre de, davacılar ön alıma konu payın satış bedelinin tapuda muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia ederek dava ikame ettiklerine göre bu iddialarını ibraz ve ikame edecekleri her türlü delille ispatlamaları gerekir. Davacılar bu konuda tanık deliline dayanmamışlardır. Yargıtay'ın yerleşen içtihatlarına göre bedelde muvazaa konusundaki keşif tek başına yeterli delil olarak kabul edilemez. Davacılar bedelde muvazaa iddiasını ispatlayamadıkları halde bu konuda yazılı şekilde karar tesisi de hatalı olmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 375.000.000 TL. duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy