(4721 S. K. m. 732, 733, 734)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı-davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de temyiz harcı yatırılmaması ve dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmemesi sebebiyle adı geçenin temyiz isteminin REDDİNE, 2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 6 No'lu parselin paydaşlarından Hikmet Karakurt'un taşınmazdaki 34/618 payını 30.4.2002 tarihinde davalıya sattığını davacının 24.1.2003 tarihinde öğrendiğini, satışın Medeni Kanun'un 733/3 maddesi gereği bildirilmediğini, davacının önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin babası Hasan Yıldırım'ın taşınmazda bulunan dairesini Hikmet Karakurt'a satarken, daireye ait 21/618 pay yerine yanlışlıkla fırını da kapsar şekilde 55/618 pay satması nedeniyle fazladan verdiği 34/618 payın oğlu olan davalı adına tescilini istediğini, ortada gerçek bir satış olmadığını, davacının da temlikten 24.5.2002 tarihinde haberdar olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, reddini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Satış dışındaki temliklerde önalım hakkının kullanılması söz konusu olmaz. Dava konusu edilen pay, 6 No'lu parselin paydaşlarından Hikmet Karakurt tarafından 30.4.2002 tarihinde 3.000.000.000 TL. bedelle davalıya satılmıştır. Davalı, her ne kadar bu temlikin satıcıya yanlışlıkla fazladan devredilen payın iadesine yönelik olup gerçek bir satış olmadığını belirtmiş ise de, satış akdinin tarafı olan davalı bu akdin aksini savunamaz. 27.3.1957 gün ve 12/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı satıcı ile alıcı arasında akrabalık bağının bulunması haline ilişkindir. Olayda ise satıcı Hikmet Karakurt ile davalı arasında böyle bir bağın bulunduğu ileri sürülmemiştir. O halde tapuda yapılan temlik gerçek bir satıştır. Mahkemece davacıya önalım bedelini depo etmesi için uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yapılan temlik hibe olarak kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı görüldüğünden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarıda 2 No'lu bentte yazılı nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.6.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy