(4721 S. K. m. 640, 732) (1086 S. K. m. 38, 43)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan önalım davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, dava dilekçesinde D'nin imzası bulunmadığından hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davacılar yönünden davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, dava dilekçesinde, 622 No'lu parselde anneleri E. dolayısıyla paydaş olduklarını, taşınmazın diğer paydaşı Ş'nin taşınmazdaki payını davacılardan habersiz ve izinsiz davalılara sattığını, önalım hakkını kullanmak istediklerini belirterek, davalılar adına kayıtlı payın iptali ile adlarına tescilini talep etmiştir. Davalılar vekili, müvekkillerinin taşınmazdan belirli hisse satın alıp davacıları haberdar ettiklerini, tapuda gösterilen bedelin de payın gerçek değerini yansıtmadığını, tapudaki bedelin düşük gösterildiğini, davacıların iyi niyetli olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu hallerde 11.10.1982 gün ve 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekaletname verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter, davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Olayımıza gelince; davacıların taşınmazda kendi adlarına kayıtlı müstakil paylan bulunmamaktadır. Davayı miras bırakanları E'nin tapudaki 10/32 payına dayanarak açmışlardır. Sunulan mirasçılık belgesinden ise davacılar dışında D'nin de pay malikinin 1/6 oranında mirasçısı olduğu anlaşılmaktadır. Davacıların dayandığı pay elbirliği halinde mülkiyete konu olduğundan ve yukarda açıklanan esaslara göre D'nin davaya muvafakati sağlanamadığından davacılara E. terekesine temsilci atanması için süre verilmesi, davanın tayin edilecek temsilci vasıtası ile yürütülmesi ve davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 24.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy