(818 S. K. m. 256) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davacı-davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kira sözleşmesinden kaynaklanan hor kullanma tazminatı, ödenmeyen aylar kira, elektrik ve su bedellerinin tahsili için icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Mahkeme davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermiş, hüküm davacı ve davalı vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davacı ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının 08.12.1996 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli sözleşme ile kiracı olduğunu, davalının taşınmazı 23.01.2002 tarihinde tahliye ettiğini, davalının tahliye ederken kiralanana verdiği hasarın tespit ettirildiğini, hasar bedeli, ödenmeyen kira, elektrik ve su bedeli için toplam 1.545.000.000.-TL üzerinden takip yaptığını, davalıların itiraz ettiğini, itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğundan itirazın iptaline ve takibin devamına ve %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davalılar vekili ise davalılardan Havva Filiz Kobal'ın sözleşmenin tarafı olmadığını kefil olduğunu ve kefalet süresinin bittiğini, tebligatların usulsüz olduğunu istenilen kira, elektrik ve su giderleri için iade etmediği sözleşmede yazılı depozitoya mahsup edileceği taraflarca kararlaştırıldığını bu bedelin ödenmeyen kira ve elektrik, su giderlerini karşılayacağını hasarında normal kullanımdan meydana geldiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
1- Davacı vekilinin icra tazminatı ve tespit masraflarına ilişkin temyizine gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde tahliye ettiği tarihten önceki ödenmeyen Kasım-Aralık ayı kirası olan 240.000.000.-TL'yi istemiştir. İstenilen kira muayyen ve belli olduğundan davacı yararına bu miktar üzerinden %40 tazminata hükmetmek gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi hatalı olduğu gibi yargılama giderlerinden olan tespit masraflarının da yargılama giderlerine dahil edilmemesi de hatalıdır.
2- Davalı vekilinin güvence parasına ilişkin temyizine gelince;
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede 300.-DM peşin 200.-DM'de 15.02.1997 tarihinde ödeneceği ve alınan depozit bedelinin kontratın arkasına işleneceği kararlaştırılmış ise de bu güvencenin davacıya verilip verilmediği konusunda bir ibare kullanılmamıştır. Davacı vekili yargılama aşamasında bu miktar teminatın kendisine ödenmediğini ileri sürmüş mahkeme bu sebeple güvence parasını değerlendirme dışı bırakmıştır. Ne var ki davacı vekili 12.07.2004 tarihli temyiz dilekçesinin 2.maddesinin d fıkrasında kiracıdan 300.-DM güvence parası aldığını açıkça kabul etmiştir. Bu durumda davalıdan tahsiline karar verilen miktardan alınan 300 DM güvence parasının düşülerek bakiye alacağın tahsiline karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan sebepler nedeniyle davacı yararına, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 01.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy