(818 S. K. m. 266, 486)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan İtirazın iptali davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı-davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara davetiyeler gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili Av. 1.K.S. ve davacı asil ile vekili Av. B.T. geldiler, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, itirazın iptali, takibin devamı, İcra inkar tazminatının tahsili isteğine ilişkindir. Mahkeme İtirazın iptaline, İcra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı kiracı ve kefilin temyizine gelince; uyuşmazlık tahliye ve kira alacağına ilişkindir. Taraflar arasında 1.11.2000 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesinin bulunduğu, tarla ( arazi )nitelikli taşınmaza ait bu sözleşmeyi davalılardan Ö'nün kefil sıfatıyla imzaladığı, aylık kira bedelinin 2750 ABD doları olduğu, 01.05.2001 tarihine kadarki altı aylık kira bedelinin peşin ödendiği tartışmasızdır. Davacı İcra takibinde 01.04.2001-01.1 1.2001 tarihleri arası 16.500 ABD Doları kira bedelinin tahsilini davalılardan istemiştir. Davalı kiracı savunmasında dava konusu kiralananı 28.06.2001 tarihinde davacıya keşide ettiği ihtarname ile 30.04.2001 tarihinde boşalttığını bildirmiş ise de, bu ihtarnamenin hangi tarihte davacıya tebliğ edildiğinin belirlenmesi gerekir. Öte yandan davacı vekilinin 08.07.2004 tarihli karar düzeltme dilekçesindeki kiralananın boşaltılmasına ilişkin açıklamaları da dikkate alınarak tahliye tarihinin saptanarak kira alacağının tespit edilmesi gerekir. Ondan sonra boş kalan aylar için istenen alacağa gelince; kural olarak kiracı sözleşme ile bağlı olup, erken tahliye halinde kalan dönem kirasından sorumludur. Ne var ki kiralayan da bu sürede kiralananı tekrar kiraya vermek için gerekli çabayı göstermek ve zararın artmasını engellemek yükümlülüğündedir. Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. B.K.'nun 44. maddesinin uygulanması yönünden tarafların delillerinin toplanması, somut olayın özelliğine göre taşınmazın tahliye edildiği tarihten itibaren aynı şartlarla ve kira miktarıyla ne kadar sürede kiraya verilebileceğinin bilirkişi aracılığı ile tekrar araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan davalılardan Ö'nün 01.11.2000 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesindeki kefaleti adi kefalet niteliğindedir. Adi kefilin sorumluluğunu düzenleyen B.K.'nun 486. maddesi uyarınca borçlunun borcundan kefilin sorumlu tutulabilmesi için borçlunun iflas etmesi veya hakkındaki icra takibinin semeresiz kalmış olması gerekir. Dosyanın incelenmesinden asıl borçlu hakkında yapılan takip sonucu düzenlenen örnek 51 ödeme emri üzerine herhangi bir haciz işlemi başlatılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda kefil hakkındaki istem yönünden B.K.'nun 486. maddesindeki koşullar tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, doğrudan doğruya kefilin sorumlu olduğundan bahisle kefil hakkındaki istemin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, davalılar yararına takdir edilen 400.000.000.- TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 07.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy