(6570 S. K. m. 7) (7201 S. K. m. 20)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, iktisap ve ihtiyaç nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkeme davayı ret etmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde dava konusu üç adet dükkanı ihtiyacı için satın aldığını, kiralanana ihtiyacı olduğunu ve iktisap ettiğini ihtarname ile bildirdiğini, mevcut iş yerini dava konusu yere taşıyacağını ve işini genişleteceğini belirterek kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı vekili ise ihtarname tebliğinin bir aylık süre içinde yapılmadığını, ihtiyacın samimi olmadığını, davacının başka yerde kirada dükkanları olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme davacı tarafından keşide edilen ihtarın davalı Ömür Ataçocuğu'nun adreste olmaması nedeni ile aynı iş yerinde iş yeri sahibi babası Münir Ataçocuğu'na 16.05.2003 tarihinde tebliğ edildiğini, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 20. maddesinde yapılan değişikliğe göre Ömür Ataçocuğu'na 16.5.2003 tarihinden itibaren 15 gün sonra 31.05.2003 tarihinde tebligat yapılmış sayılacağından ihtarın bir aylık süre içinde tebliğ edilmediğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir.
Davacı, dava konusu dükkanları 21.4.2003 tarihinde iktisap ettiği dosya içindeki tapu kaydından anlaşılmaktadır. Davacı 13.5.2003 tarihinde keşide ettiği ihtarla taşınmazı iktisap ettiğini ve ihtiyacı olduğunu davalıya bildirmiştir. Bu ihtar davalıya Ömür Ataçocuğu'nun adresinde olmadığından aynı iş yerinde işyeri sahibi ve ehil babası Münir Ataçocuğu'na 16.5.2003 tarihinde tebliğ edildiği ihtarname arkasına düşülen şerhten anlaşılmaktadır. Bu şerhe yapılan tebligat mahkemece de kabul edilmiştir. Tebligat Kanunu'nda değişiklik yapan 19.03.2003 tarih ve 4829 sayılı Kanunla değiştirilen 7201 sayılı Kanunun 20. maddesinin son cümlesinde bu maddeye göre yapılacak tebligatlar da tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18. maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihtarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren on beş gün sonra yapılmış sayılır hükmüne yer verilmiştir. Mahkemece bu hüküm yanlış yorumlanarak tebligattan imtina edilmiş gibi değerlendirilip on beş gün süre ilavesi sonucuna varılması hatalı olmuştur. Sözü edilen madde gereğince tebligatı alan şahsın imzadan imtina etmeyip tebligatı aldığına göre tebligatın alındığı tarih olan 16.5.2003 tarihinin ihtarnamenin tebliğ tarihi olarak kabulü gerekir. Bu nedenle ihtarnamenin tebliğinde bir usulsüzlük olmadığına ve mahkemece de tebligat geçerli kabul edildiğine göre işin esasının incelenerek taraf delilleri sorulup, gösterdikleri takdirde toplanarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy