(4721 S. K. m. 640, 701)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalılardan Ercan Tekeli tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, önalım hakkına ilişkin payın iptal ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde müvekkillerinin dava konusu taşınmazda paydaş olduğunu, taşınmazdaki diğer paydaşlardan bir kısmının paylarını davalıya 18.11.1999 günü sattıklarını, satışı yeni öğrendiklerini belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkilleri adına tapuya tescilini istemişlerdir. Davalı vekili ise davanın süresinde açılmadığını, davacıların iştirak halinde malik olduklarından kendi başlarına dava açamayacaklarını, taraflar arasında fiili taksim olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Olayımızda;Davacıların taşınmazda kendi adlarına kayıtlı müstakil payı bulunmamaktadır. Davayı miras bırakan Tevhide'nin tapudaki 54/144 payına dayanarak açmışlardır. Davacıların dayandığı pay elbirliği halinde mülkiyete konu olduğundan davacılar dışında murisin başka mirasçıları da bulunduğundan Tevhide terekesine Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/688-1055 esas ve karar sayılı ilamıyla Meryem temsilci olarak atanmış ve yargılama da bu temsilci huzurunda yapılmıştır. Bu durumda açılan davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Dava tereke adına açıldığına göre iptal edilen payın da Tevhide terekesi adına tescili gerekirken, bu husus gözardı edilerek dava konusu payın sadece davacılar adına tesciline karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy