(4721 S. K. m. 640)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı-davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, önalım hakkına konu payın iptali ve tesciline ilişkindir. Mahkeme davayı ret etmiş, hükmü davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazda müvekkilin babası Eyyüp Mert'in paydaş bulunduğunu,ölümü ile müvekkilinin hissedar olduğunu, davalının taşınmazda 6/63 pay satın aldığını yeni öğrendiğini, tapuda gösterilen değerin fahiş olduğunu, önalım hakkını engellemek için tapuda yüksek gösterildiğini belirterek gerçek değer üzerinden önalım hakkının tanınmasını istemiştir.Davalı davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir.Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir.Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle, yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640.maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir.Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Olayımızda : Dava konusu parselin tapu kaydında dava açıldığı tarihte davacının müstakil pay kaydı yoktur. Pay davacının babası Eyyüp Mert adına kayıtlıdır. Eyüp Mert'in 26.1.1982 tarihinde öldüğü, geriye davacı dışında mirasçılarında olduğu ibraz edilen mirasçılık belgesinden anlaşılmaktadır. Bu durumda elbirliği mülkiyeti söz konusu olduğundan yukarda açıklanan esaslar doğrultusunda işlem yapılarak ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, davadaki bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan nedenle BOZULMASINA ,bozma sebebine göre sair temyiz nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 08.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy