(818 S. K. m. 260)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 260. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının muaccel (istenebilir) olması ve bu kira bedelinin verilen otuz (30) günlük sürede ödenmemiş bulunması ve ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan kiralayana götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerekir. Bundan ayrı, sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse bu hususta gözönünde tutulmalıdır. Açıklanan şekilde yapılmayan ödemeler yasal ödeme olarak kabul edilemez. Ancak teamül haline gelmiş bir ödeme şekli varsa bu şekilde yapılan ödemede geçerlidir.
Olayımıza gelince; Davalının 1.11.1999 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğu ve kira miktarının 1.11.2003-1.11.2004 arası dönemde aylık ikiyüz milyon lira, 1.11.2004-1.11.2005 arası dönemde aylık üç yüz milyon lira olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, davalının 2004/Temmuz ayından itibaren sekiz aylık kirayı ödemediğinden bahisle önce 25.2.2005 keşide ve 2.3.2005 tebliğ tarihli ihtarname göndermiş, ardından da 22.3.2005 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2004/Temmuz ile 2005/Mart ayları arası toplamı 2.300.000.000.lira kira alacağının ödenmesini istemiş, ihtarlı ödeme emri davalıya 30.3.2005 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçlu davalı takibe konu borcu 29.4.2005 tarihinde icra dosyasına ödemiştir. Bu ödeme, ihtarlı ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 30.3.2005 tarihinden itibaren borçluya tanınan 30 günlük ödeme süresinin bitiminden önce yapılmış olup yukarıda açıklandığı üzere borçlunun temerrüdünden söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy