(1086 S. K. m. 74) (818 S. K. m. 484)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan, yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı-davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalılar vekili Av. L.Ç. ve davacı vekili Av. B.Ö. geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, 16.000.000.000 TL. kira alacağı ve 1.000.000.000 TL. işlemiş faizinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 8.299.999.999 TL. kira alacağı ve 3.136.548.531 TL. faiz alacağının tahsiline, kefil davalı F.A.'nın sorumluluğunun 1.554.803.527 TL. faiz borcu ile sınırlı tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davacı vekili ve davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekili, dava dilekçesinde davalı şirketin kiralananda 20.3.2002 tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, diğer davalının da sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme gereği ilk altı aylık kiranın 1.500.000.000 TL., ikinci altı aylık kiranın da 2.000.000.000 TL. olduğunu, sonraki yıllarda kira parasının TEFE oranlarına göre arttırılacağını, buna göre yeni kira döneminde aylık kiranın 2.800.000.000 TL. olduğunu, davalının kira başlangıcından itibaren 16.500.000.000 TL. dışında kira parası ödemediğini belirterek, şimdilik 16.000.000.000 TL. kira parası ve şimdilik 1.000.000.000 TL. işlemiş faizinin davalılardan yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili, davacının kefil hakkında dava açamayacağını, kefaletin geçerli olmadığını, kefilin sorumluluğu için borçlu ve sorumlu olduğu miktarı bilmesi gerektiğini, davacının elinde mahkeme kararı olmadan kendiliğinden kiraya zam yaparak artışta bulunamayacağını, kira başlangıç tarihinin de 15.4.2002 olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında aynı kiralanana ilişkin düzenlenmiş iki ayrı sözleşme mevcut olup bunlardan biri 20.3.2002 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli, diğeri 15.4.2002 başlangıç tarihli ve beş yıl sürelidir. Her iki sözleşmenin özel şartlarında, kira parasının DİE tarafından yayınlanacak TEFE'nin Nisan sonu itibariyle, oniki aylık ortalaması itibariyle artırılacağı ve müşterek ve müteselsil kefilin kira sözleşmesindeki koşullardan ve kira bedelinden sorumluluğunun ilk beş yıl için olduğu kararlaştırılmıştır. Özgür irade ile konulmuş bu şartlar geçerli olup tarafları bağlar. Davacı, kira başlangıcından beri ödenen 16.500.000.000 TL.'nin dışında kalan kira parasının ve işlemiş faizinin tahsili için talepte bulunmuş, yargılama sırasında taraf vekilleri 23.10.2004 tarihli oturumda kira başlangıcının 20.3.2002 olduğu ve kiralananın 15.8.2003 tarihinde tahliye edildiği konusunda uzlaşmışlardır. Ne var ki, kira alacağının hesaplanması yönünden yaptırılan bilirkişi incelemesinde kira başlangıç tarihi 15.4.2002 olarak alınmış ve kira alacağı ile işlemiş faiz bu tarihe göre belirlenmiştir. Hükme de esas alınan bilirkişi raporunda başlangıç tarihi ileri bir tarih olarak gösterildiğinden mahkemece eksik alacağa hükmedilmesi doğru değildir.
Öte yandan, sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalı F.A.'nın sorumluluğu ilk beş yıl olarak belirlenmiştir. Sözleşmede takip eden yıllarda kira parasının artışı da düzenlenmiş olup artış oranı belli, muayyen ve belirlenebilir niteliktedir. Kefilin sorumluluğu açısından, sorumlu olduğu tutarın kapsamını kendi bilgisi yönünden büyük bir zahmet olmaksızın basit bir hesap yapmak suretiyle hesaplayabilmesi yeterlidir. Bu itibarla, kefilin işlemiş faizden sorumluluğunun ilk yıl ile sınırlı tutulması da hatalıdır.
3- Davalılar vekilinin faize ilişkin itirazlarına gelince;
HUMK'nın 74. maddesi hükmü gereği, hakim, tarafların isteği ile bağlı olup ondan fazlasına ya da başka bir şeye hüküm veremez. Davacı, dava dilekçesinde işlemiş faiz isteğini şimdilik 1.000.000.000 TL. ile sınırlamış olmasına rağmen mahkemenin isteğin dışına çıkarak davalı kiracıdan 3.136.548.531, davalı kefilden de 1.554.803.327 TL. faizin tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm, bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda ( 2 ) ve ( 3 ) no'lu bentlerde yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 450 YTL vekalet ücretinin kendisini Yargıtay duruşmasında vekille temsil ettiren davacıdan alınarak davalılara verilmesine ve keza 450 YTL vekalet ücretinin de davalılardan alınarak davacıya verilmesine ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 20.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy