(4721 S. K. m. 732) (1086 S. K. m. 186)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacılar-davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacılar vekili Av. A.S. ile davalı vekili olduğunu söyleyen Av. S.B. geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkillerinin paydaşı olduğu taşınmazlarda davalının diğer paydaş C.'nin paylarını 21.11.2003 tarihinde muvazaalı şekilde 30.000.000.000.- TL bedelle satın aldığını, payların gerçek değerinin 6.000.000.000.- TL olduğunu, davacıların bu bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkilleri adına tescilini istemiştir. Davalı vekili, davanın üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacıların da müvekkilinden dört gün önce tapuda pay satın alarak paydaş haline geldiklerini, satış vaadi sözleşmesine dayanarak paylarını aldıkları M. aracılığı ile davalı hakkında el atmanın önlenmesi davası açtıklarını, davacıların bu davanın tüm aşamalarından haberdar olduğunu, bu nedenle satışın bildirilmesi için noter ihtarnamesinin gerekmediğini, bedelde de muvazaa yapılmadığını, davalının aldığı payların seksen dönüme karşılık gelip yörede arazi değerinin fazla olduğunu, gün geçtikçe de değerinin arttığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, 04.07.2005 tarihli dilekçesi ile de taşınmazların eylemli olarak taksim edildiklerini, bu nedenle önalım hakkının kullanılamayacağını belirtmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; 40-41-42-43-44-45-46-48 ve 251 No'lu parsellerde bulunan ve dava konusu edilen paylar taşınmazların paydaşlarından C. tarafından 21.11.2003 tarihinde 30.000.000.000.- TL bedelle davalıya satılmıştır. Davalı her ne kadar cevap dilekçesinde ileri sürmese de yargılama sırasında 04.07.2005 tarihli dilekçesi ile taşınmazların paydaşları arasında taksim edilerek kullanıldığını savunmuştur. Yukarda açıklandığı üzere taşınmazların taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Bu durumda mahkemece davalının taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacıların bu konudaki karşılık delillerinin sorulup toplanması, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacılar vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 450.- YTL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 27.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy