(4721 S. K. m. 732)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilesinin dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 10 Nolu meskenin paydaşı olup, diğer paydaş S. Albayrak'ın taşınmazdaki hissesini 24.8.2001 tarihinde davalıya sattığını yeni öğrendiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı, taşınmazda kat irtifakı kurulduğunu, kat mülkiyetine tabi taşınmazlar hakkında önalım davası açılamayacağını, taşınmazın fiilen taksim edilmiş olduğunu, davacının 10 Nolu meskenin maliki olup bu katın iki bağımsız bölüme ayrılması nedeniyle davacının önalım hakkının kalmadığını, davanın iyi niyetle açılmadığını, payın gerçek değerinin keşfen belirlenmesini, davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu'nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince;1627 Nolu arsa vasıflı taşınmazın dosyasında saklı proje uyarınca inşa olunacak kargir apartmanın 59 / 720 payına sahip satıcı S. Albayrak taşınmazdaki 32 / 720 hissesini ve bu hissesine şamil kat irtifakı suretiyle tahsisli dördüncü kattaki 10 Nolu çatı piyesli meskeni 24.8.2001 tarihinde 2.250.000.000 TL bedelle davalıya satmıştır. Tapu kaydından 1627 Nolu taşınmazda kat irtifakı kurulduğu ve 10 Nolu meskende tarafların 32/720'şer oranında paydaş olduğu anlaşılmaktadır. Davalı bu dairenin fiilen taksim edildiğini savunmuş ise de, yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen 6.4.2004 tarihli raporda bilirkişiler, 10 Nolu meskende çatı piyesine çıkış için olması gereken iç merdivenin yapılmamış olduğunu, her iki dairenin ayrı girişlerinin bulunduğunu, üst katın salon, açık mutfak, yüklük, oda, banyo, WC ve terastan oluşmasına rağmen ruhsat projesine göre burasının bir oda ve banyodan ibaret olduğunu, ortak çatı alanından alıntı yapılarak büyütüldüğünü, dairenin iki ayrı kapı girişli ve iki bağımsız bölüm olarak kullanılmakla beraber bu durumun tapu kaydına ve ruhsat projesine aykırı olduğunu belirtmişlerdir. Dava konusu pay, tapuda kat irtifaklı bir bağımsız bölüme ait olup bu meskenin tapu kaydına, projeye ve imara aykırı şekilde fiilen iki ayrı bölüm olarak kullanılması taşınmazın taksim edildiği sonucunu doğurmaz. Mevcut durum meskenin yapılış ve kullanım amacına uygun düşmemektedir. Bu durumda bağımsız bölümün taksim edildiğinden söz edilemeyeceğinden mahkemece davacıya önalım bedelini depo etmesi için uygun süre tanınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy