(818 S. K. m. 260)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar alacaklı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacının, 1.7.2001 tarihli sözleşmeye konulan tahliye taahhüdüne dayanarak yaptığı takibe, vaki itiraz üzerine icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunulmuş, mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İcra takibine dayanak yapılan 1.3.2001 başlangıç tarihli kira sözleşmesi konusundan taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmeye göre davacı kiralayan olup, davalı itirazında davacının bu sıfatına itirazda bulunmuştur. Kira sözleşmesinin kurulması için malik olmak şart olmayıp, başkasına ait taşınmaz kiraya verilebilir. Taşınmazın paylı mülkiyete konu olması da bu kuralı etkilemez. Bu gibi hallerde diğer paydaşların kira sözleşmesinin kurulmasına karşı koymadıklarından icazet gösterdiklerini kabul etmek gerekir. Kaldı ki icra mahkemesinin 2002/230 sayılı dosyasında davalı tarafından verilen 18.10.2002 tarihli dilekçede, muhatabın davacı-kiralayan olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda davacı, kiralayan sıfatıyla takip yapmakta ve dava açmakta hak sahibidir. Takibe dayanak yapılan sözleşmenin 3.maddesinde de kiralananın 30.4.2002 tarihinde tahliye edileceği taahhüt edilmiş olup bu taahhüt geçerlidir. Kiralayan tarafından 1.5.2002 tarihinde yapılan takip süresinde olmakla istemin kabulü ile taahhüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde istemin reddi hatalı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy