(1086 S. K. m. 337, 344)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kira alacağının tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, davalının kendisine ait iş yerinde dört yıldır kiracı olarak oturduğunu, son üç yılın kirasını ödemediğini, davalıların gönderdiği 350.000.000.-TL'yi kabul etmediğini, son üç yılın kirasının tespit edilmesini istemiş, 8.5.2002 tarihli oturumda davalının yıllık 2000 DM bedelle kiracı olduğunu üç yıllık alacağı olan 6.000.DM'ın tahsilini istemiştir. Davalılar vekili ise 5.6.2002 tarihli oturumda davacıya herhangi bir borçları olmadığını geçmişe yönelik tüm borçlarını ödediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davacı Sulh Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde üç yıllık kira parasının tahsilini talep etmiş, ancak 8.5.2002 tarihli oturumda davalının kendisine ait taşınmazda yıllık 2000 DM ile kiracı olarak oturduğunu son üç yıllık kira parasını ödemediğini ileri sürerek 6.000 DM kira alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Bu talep üzerine mahkemece dava alacak davası olarak nitelendirilip görev itibariyle dava Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş mahkemece de yıllık kira parasının belirlenmesi bakımından vergi yoklama fişlerine göre sonuca vararak alacağa hükmetmiştir.
Uyuşmazlık kira alacağına ilişkindir. Davalı savunmasında davacının yıllık kira bedeli olarak belirttiği miktara karşı çıkmamış olup ödeme savunmasında bulunmuştur. Kira parasının miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmadığına ve davalı da ödeme savunmasında bulunduğuna göre bu durumda kira bedelinin ödendiğini davalı tarafından kanıtlanması gerekir. Davalı kira bedelinin ödendiğine dair belge sunamadığına göre davalının davacıya yemin teklif etme hakkı bulunmaktadır. Mahkemece yapılacak iş davalının davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün Yukarda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 07.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy