(4721 S. K. m. 2, 698, 699)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak istenilmiş ancak işin niteliğine göre duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, paydaşlığın giderilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili tarafların paydaş olduğu Osmaniye Köyü 156 parselin satış suretiyle paydaşlığının giderilmesini talep etmiş, davalılar; taraflar arasında daha evvel görülen önalım davasında, davacının eylemli bölünme savunmasında bulunduğunu, bu nedenle önalım davasının reddedildiğini, artık davacının bu parselle ilgili kesin hüküm nedeniyle ortaklığın giderilmesi davası açamayacağını, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkeme, taraflar arasında görülen önalım davasının eylemli bölünme nedeniyle reddedilmiş olması dolayısıyla bu fiili taksimi yok sayarak paydaşlığın giderilmesinin istenmesinin Medeni Kanunun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına uygun olmayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda paydaşlardan birinin payını üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşların satılan payı, bu pay alıcıya kaça mal olmuşsa o bedel üzerinden alma hakkı tanıyan yenilik doğuran bir haktır. Bu davalarda önalıma konu olan payın bağlı bulunduğu taşınmaz paydaşlar arasında fiilen taksim edilmiş ise, bu fiili taksime itibar edileceği ve davacının önalım hakkını kullanamayacağı kesinlik kazanmış yargısal kararlar gereğidir.
Önalım davalarında davanın reddedilmesi veya kabul edilmesi, paylı mülkiyet hükümlerini etkilemez. Ortaklığın giderilmesi davalarında ise birlikte mülkiyetin ferdi mülkiyete geçmesi amaçlanmaktadır. Ferdi mülkiyete geçerken ve buna göre de tapu sicilinin oluşturulması için paylaşmanın imar kanunu ve yönetmeliklerine uygun olması gerekir. Dosya içinde mevcut 03.05.2004 tarihli bilirkişi raporunda ise Osmaniye Köyü 156 nolu parselin aynen taksiminin mümkün olmadığı bilirkişilerce bildirilmiştir. Bu durum karşısında önalım davasındaki kullanım durumunu esas alarak ortaklığın giderilmesi davasının dinlenemeyeceği şeklindeki yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun değildir. Davanın esası incelenerek sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy