(4721 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 256)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık, akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının kiracısı olduğu kiralananı dükkan-büro olarak kullanması gerekirken kullanım amacına aykırı şekilde kullandığını, kiralananın üzerine ilave kaçak yapı çıktığını, ara duvarı kaldırarak iki bölümü birleştirdiğini, bu akde aykırılıkları gidermesi yönünden davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen sonuç alınamadığını belirterek, davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. Davalı vekili, davalının sözleşme başlangıcından itibaren kiralananda kot yıkama ve boyama işi ile iştigal ettiğini, makinelerin hacmi nedeniyle geniş bir alana ihtiyaç duyduğundan kendi taşınmazının bitişiğindeki kiralananı kiraladığını, kiralananın bulunduğu sitedeki taşınmazların hemen tamamının bu şekilde kullandığını, davacının sözleşme yapılırken bu durumu bildiğini, asıl amacının kira parasını artırmak olduğunu, ihtarname gönderdikten iki yıl sonra kira tespit davası açmasının da bunu doğruladığını, davanın reddini savunmuştur.
Borçlar Kanunu'nun 256ncı maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur.
Olayımıza gelince; taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesi, 1.8.1999 başlangıç tarihli ve bir yıl sürelidir. Kira sözleşmesi içeriğine göre dava konusu dükkan büro olarak kullanılması için davalıya kiralanmıştır. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda kiralananda kot yıkama işinin yapıldığı, davalı tarafından imara aykırı şekilde ilave edilen katın tuvalet ve ofis olarak kullanıldığı saptanmıştır.Davacı tarafından davalıya dükkanların birleştirilmesi hususunda ihtarname gönderilmemiştir. Amaca aykırı kullanım ve ilave yapı konularında akde aykırılığın yedi gün içerisinde giderilmesi için 31.3.2000 tarihinde keşide edilen ihtarname 4.9.2000 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dava ise aradan üç yılı aşkın zaman geçtikten sonra 13.11.2003 tarihinde açılmıştır. Dava açma hakkı doğduktan ve kira sözleşmesi yenilendikten sonra uzun süre dava açılmaması, kiralananda yapılan tadilata ve kullanım biçimine onay verme anlamına geldiği gibi Medeni Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile de bağdaşmaz. Bu durumda mahkemece bu husus göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tahliyeye hükmedilmesi hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle HUMK.nun 428 inci maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy