(4721 S. K. m. 732)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda gün ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içerisinde istenilmekle tarih tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belirli günde davacı vekili Av. Sadullah Kayışlı ve davalı vekili Av. Ali Topçu geldiler. Hazır bulunanların şifai beyanları dinlendikten sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava önalım hakkı sebebiyle davalıya satılan payların iptal ve tescili isteğine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım davasına konu payın ait bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması TMK. nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 tarih ve 17/1 s. İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi durumda savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımızda, davalı önalım davasına konu edilen payların ait bulunduğu 47, 88 ve 90 parsel s. taşınmazların paydaşları arasında taksim edildiğini savunmuştur. Bu savunma üzerine mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarından, dinlenen tanık anlatımlarından, özellikle davalı tanıklarından Nuri Özgüzel'in ifadesinden, uzman bilirkişilerin düzenlediği rapor ve krokilerden dava konusu edilen taşınmazların paydaşları arasında eylemli olarak taksim edilmediği, her bir paydaş elinde taşınmazların belli kesimlerinin bulunmadığı, tüm halinde davacı tarafından kullanıldıkları anlaşılmaktadır. Eylemli taksimin varlığının kabul edilebilmesi için her bir paydaşın belli bir kısmı kullanması ve uzun süreden beri bu kullanımın çekişmesiz olarak sürdürülmesi gerekir. Açıklanan bu durum karşısında olayda eylemli taksim olgusu gerçekleşmemiştir. Mahkemenin eylemli taksimin varlığına kanıt olarak kabul ettiği miras bırakan Tevfik Tuncay'ın ölümünden sonra mirasçıların tapuda gerçekleştirdikleri 4.9.1992 günlü resmi senet intikal ve miras bırakandan kalan 24 adet taşınmazlardaki miras paylarının karşılıklı devri ile ayrı parsellerde toplanmasına ilişkindir. Bu resmi senet ile beş erkek evlada düşen paylar 47, 88 ve 90 no.lu parsellerde toplanmıştır. 4.9.1992 günlü resmi senet ve İlçe Tarım Müdürlüğü'nce düzenlenen doğrudan gelir desteği uygulamalarına ilişkin paydaşların doğrudan gelir desteği aldıklarına ait belgeler taşınmazların eylemli olarak taksim edildiğini göstermez. Davanın dinlenme olanağı bulunmakta olup önalım hakkının tanınması gerekir. Davacı önalım hakkını kullanırken önalım hakkına her üç taşınmazın tapuda gösterilen satış bedellerinin muvazaalı olduğunu, önalım hakkının kullanılmasını engellemek için yüksek gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı tapuda yapılan satış akdinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir. Ancak bu hususun davacı tarafından tanık dahil her türlü delille kanıtlanması gerekir. Davacının dinlettiği tanıkların bedele ait bilgi ve beyanları bulunmadığı gibi mahallinde yapılan keşifler sonucu uzman bilirkişilerin düzenledikleri raporda belirledikleri değerlerde davacının iddiasını teyit etmemektedir. Bu halde davacı bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığından tapudaki satış bedelleri ve tapu giderleri toplamı önalım bedeli kabul edilerek, davacıdan bu bedel üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanmayacağının sorulması, kabul ettiği takdirde bu bedeli depo etmesi için uygun süre tanınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeple hükmün BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 400 YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 03.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy