(2004 S. K. m. 272)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tahliye taahhüdü nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkeme istem gibi karar vermiş hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davalının 01.06.2002 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli sözleşme ile kiracı olduğunu, davalının taşınmazı tahliye etmesi için tahliye taahhüdü verdiğini, taahhüt tarihinde tahliye edilmediğinden davalı hakkında bir aylık kanuni süre içinde icra takibi yaptıklarını davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek kiralananın taahhüt nedeniyle tahliyesini istemiştir. Davalı vekili ise davanın süresinde açılmadığını,tahliye taahhüdündeki tarihi kabul etmediklerini davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Taahhüt nedenine dayalı tahliye davasının mutlaka kiralayan tarafından açılması gerekir. Kiralayan durumunda olmayan malikin dava hakkı yoktur. Ancak yeni malik önceki malikin ve kiralayanın halefi olarak eski malik zamanında verilmiş taahhüde dayanarak dava açabilir.
Taahhüt nedeniyle açılacak tahliye davasının taahhüt edilen tarihi izleyen bir ay içinde açılması veya bu süre içinde taahhüde dayalı icra takibi yapılmış olması gerekir. Daha önce kiracıya bildirilen tahliye iradesinin süre koruyucu niteliği yoktur. Ancak yapılan icra takibi süreyi koruyacağından bir ay geçtikten sonra da dava açılabilir.
Olayımıza gelince; davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan tahliye taahhüdü 28.05.2004 tarihinde tanzim edilmiş ve 28.07.2004 tarihinde tahliye edileceği taahhüt edilmiştir. İ.İ.K. 272/1 maddesi gereğince alacaklı (kiralayan) tahliye taahhüdündeki tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra dairesine başvurarak tahliye talebinde bulunması gerekir. 28.07.2004 tarihinde tahliye taahhüt edildiğine göre tahliye isteme hakkı 29.07.2004 tarihinde doğmuştur. 28.07.2004 tarihinde henüz tahliye isteme hakkı doğmadan takip yapılmıştır. Süre dolmadan yapılan takibinde yukarda belirlenen esaslar çerçevesinde süre koruyucu niteliği yoktur. Bu nedenle 08.11.2004 tarihinde genel mahkemede açılan davada süresinde olmadığından davanın reddi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy