(2004 S. K. m. 269)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar borçlu-alacaklı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı-alacaklı, davalı-borçlu hakkında tahliye istekli olarak başlatmış olduğu, icra takibine vaki itiraz üzerine davacı-alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece itirazın kısmen kaldırılarak takibin devamına, kiralananın tahliyesine ve davalı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi üzerine karar davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Karar duruşmada hazır bulunan davalı vekiline 10.03.2005 tarihinde tefhim edilmiş, yasal süre geçtikten sonra 5.4.2005 tarihinde temyiz edilmiş olmakla, davalı yanın süresinde yapılmayan temyiz isteminin reddi gerekir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; takip talepnamesi üzerine düzenlenen ödeme emri 23.10.2004 tarihinde davalı-borçluya tebliğ edilmiş olup, borçlu yedi günlük yasal itiraz süresi geçtikten sonra 05.11.2004 tarihinde itiraz ettiğinden takibin kesinleştiğinin kabulü gerekir. Davacı-alacaklı vekili mahkemeye verdiği dava dilekçesinde her ne kadar itirazın kaldırılması isteminde bulunmuş ise de, takibin kesinleşmiş olması karşısında böyle bir isteğe değer verilemez. Mahkemece kesinleşen takip karşısında tahliyeye karar vermek gerekirken, kısmen itirazın kaldırılması doğru değildir. Öte yandan takip kesinleşmiş bulunmakla davalı yararına tazminata hükmedilmesi de hatalı olmuştur. Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının REDDİNE, 2 nolu bentte belirtilen nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 07.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy